Salı, Mayıs 11
Home>>Beslenme>>Taş Devri Diyeti Nedir? Nasıl Yapılır?
BeslenmeDiyet

Taş Devri Diyeti Nedir? Nasıl Yapılır?

Taş Devri Diyeti

Taş Devri Diyeti, yaşadığımız çağdan yaklaşık olarak 8-9 bin yıl kadar önce sona ermiştir. Taş devri çağından günümüze kadar insan genlerinde ufak tefek değişiklikler olsa da bu değişikliklere rağmen çevresel özellikler ve yaşam şartları da tüketilen besinleri birçok değişime uğratmıştır. Bu değişimler ise 50 ile son 100 yılda kendini daha çok belli etmeye başlamıştır. Bu değişimde, doğal ve sağlıklı olmayan katkı maddesi eklenerek işlenmiş besinler örneğin kimyasal katkı maddesi ilave edilerek katılaştırılmış margarin ve mısır, ayçiçeği benzeri sıcak presleme işleminden geçmiş sıvıyağlar oldukça fazla tüketilmeye başlanması ile tencere yemekleri, taze meyve ve sebze tüketiminde büyük ölçüde azalmalar olmuştur.

Doğal ve sağlıklı beslenememe sonucunda gen yapımız etkilenerek bu etkilenmeye karşılık kimyasal reaksiyonlar sağlıklı ve doğal içerikli olmayan besinlerin tamamı ile insan vücudunun baş edecek yeteneği yoktur. Besinler ve genler arasındaki bu farklılık nedeni ile hipertansiyon, ülser, felç, diyabet, şişmanlık, kalp hastalığı, kanser, romatizma ve müzmin yorgunluk gibi daha birçok rahatsızlıklara sebep olmaktadır. İnsan sağlığını önemli ölçüde etkileyen bu rahatsızlıklardan korunmak amacıyla mümkün olduğunca bundan beş on bin yıl kadar öncesine dayanan bir diyet yani taş devri diyeti uygulamalıyız.

Taş Devri Diyetinde Genel İlke

Bu diyette özellikle zararlı üç beyaz diye adlandırılan un, şeker ve tuz diğer diyetlerde olduğu gibi kesinlikle yasaktır veya çok az tüketilmelidir. Her besin doğadaki şekline uygun olarak tüketilmelidir. Bunların dışında besin tüketiminde sınır yoktur ve karnınız doyuncaya kadar besin tüketebilirsiniz. Ancak çiğ besinler uygulanan diyetin toplam yüzde atmışını sağlamalıdır.

Etler ( kesinlikle yağsız olmayacak ve aşırı pişirilmeyecek)

Kırmızı Et: Mümkünse hazır yemlerle beslenmeyen ve doğal yollardan beslenen hayvan eti tüketin. Pastırma, sucuk, kavurma ve benzeri etler serbest. Ancak içeriğinde yer alan katkı maddeleri nedeni ile sosis ve salam tüketilmemelidir.

Beyaz Et: Mümkün olduğunca köy tavuğu tercih edilmelidir ve aynı şekilde diğer kümes, örneğin hindi, ördek, kaz ve benzeri küçük baş hayvanlar tercih edilmeli.

Sakatat: Karaciğer, işkembe, yürek, böbrek, uykuluk ve kokoreç gibi sakatatla hazırlanmış yiyecekler kırmızı etten daha faydalıdır. Ancak hastalık taşıyanlar olmamalı.

Balık: Genellikle metal zehirlenmesi sorunuyla karşılaşmamak için ufak balıklar önerilmektedir ve çiftlik balıkları önerilmemektedir.

Yumurta: Genellikle herkesin de bildiği gibi yumurta en iyi ve kaliteli bir protein kaynağıdır.

 

Bu nedenle mümkünse doğal köy yumurtası tüketilmelidir. Günde ortalama 1 ile 4 adet tüketilebilir. Tercihen 1 adet çiğ tüketebilirsiniz. 2 lop, 3 rafadan ve 4 kızartma (kesinlikle tüketilmemeli ancak tüketilecekse az miktarda tereyağı, fındık yağı ve zeytinyağında pişirilmeli.

Yeşil Yapraklı Sebzeler: Her çeşidi tüketilebilir ve özellikle çiğ olarak tüketilmelidir. Yaprakları koyu yeşil olan sebzeler, magnezyum, kalsiyum ve K vitamini bakımından oldukça zengindir. İçeriğinde barındırdığı omega-3 olarak bilinen yağ asidinin kemik erimesini önlediği bilinmektedir. Ayrıca doğal  ve yabani olarak yetişen ısırgan otu, semiz otu, ebegümeci, labada, kuzukulağı ve benzeri otların arasında semizotu omega-3 zengini olarak en mükemmelidir.

Sarımsak: Antioksidan bakımından en iyi yiyeceklerden biridir ve hücrelere iyi gelmesi nedeni ile her gün düzenli olarak 1-2 diş tüketilmelidir.

Patates: Bol miktarda içeriğinde şeker barındırdığından dolayı kesinlikle tüketilmemelidir.

Meyveler: Özellikle muz, üzüm ve kayısı benzeri meyveler bol miktarda şeker içerdiği için sınırlı tüketilmelidir. Az şeker içeren meyveler daha çok tüketilebilir. Kızılcık, yaban mersini, çilek gibi meyveler oldukça fazla antioksidan içermektedir.

Süt Ürünleri ve Süt: Mümkün olduğunca mandıra ve köy sütü tüketilmelidir. Şayet böyle sütler bulunamıyorsa günlük pastörize şişe sütü tüketilebilir. Homojenize olarak UHT teknolojisi ile hazırlanan uzun ömürlü sütler kesinlikle tüketilmemelidir. Ayrıca pişirilirken kaymak tutmayan, kesilmeyen ve ekşimeyen süt veya yoğurt kesinlikle doğal değildir.

Baklagiller: Mercimek, bezelye, fasulye, börülce ve nohut gibi baklagiller haftada en az 2-3 defadan fazla tüketilmemeli. Ayrıca kuru baklagiller pişirilmeden önce 48 saat kadar suyun içine alınarak ıslatılmalı ve 12 saatte bir suyu değiştirilmelidir ve kısık ateşte eğer imkan varsa toprak tencerede pişirilmelidir.

Unlu Besinler Ve Tahıllar: Özellikle bu besinler şeker miktarı yüksek ve hızlı emilmesinden dolayı insülin direncini yükseltir. Bu sebeple beyaz ekmek, makarna, pirinç, bulgur, çavdar ve mısır gibi besinler tüketilmemelidir. Ayrıca bu tahıllarla hazırlanan yemekler azaltılmalıdır veya hiç tüketilmemelidir. Taş devri diyetine adap olmaya zorlananlar az miktarda köy ekmeği, buğday ekmeği, çavdar ekmeği, kepek ekmeği, yulaf ekmeği ve bulgurla hazırlanan yemekler tüketebilirler.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir