Cuma, Şubat 26
Ev>>Ebeveyn>>Anne ve Çocuk>>Gebelik ve Hamilelik Tüm Bilinmeyenler
Anne ve ÇocukEbeveynGebelik - HamilelikSağlık Haberleri

Gebelik ve Hamilelik Tüm Bilinmeyenler

Gebelik ve Epilepsi

Epilepsi yani halk arasında sara olarak bilinen ve bayılmayla yaşanan bu rahatsızlık atak durumlarına göre farklılık göstermektedir. Büyük orta ve küçük ataklar halinde olup tedavi edilmemesi durumunda hayatı çekilmez bir hale sokabilir. Devamlı ve düzenli ilaç kullanımı gerektiren bir rahatsızlıktır. Doğru ilaç ve düzenli kullanım durumunda bu rahatsızlıktaki nöbetlerin yaşanması azaltılmaktadır.

Bu rahatsızlığa sahip bir kadının gebe kaldığında en az sorun ile doğumunu yapması için planlı bir gebelik yaşaması ve doğum anına kadar yaşaya bileceği olumsuzluklar nöbetler hakkında bilgilendirilmelidir.

Epilepsi hastası bir kadının gebe kalması ve doğum yapması durumunda çocuğunda da epilepsi riski taşıma olasılığı oldukça azdır.

Gebelik dönemi süreci içerisinde kullanılmak zorunda olunan ilaçlar gebeliğe olumsuz etkileri olduğu birçok anne adayı doğal olarak korkmaktadır. Bunun için bu durumun en asgariye indirilmesi ve sağlıklı bir doğum için doktor kontrolünde olunması gerekmektedir. Hatta kadın doğum doktorunun yanı sıra nöroloji doktorunun da gözetiminde bulunulması gerekir. Bu şekilde kontrol altında olan anne yaşanacak atakların en iyi nöbet yöntemi sağlayarak anne ve bebeğin risk yaşamasını en asgariye indirir.

Gebelik döneminde yaşanan değişikliklerle birlikte bazı epilepsi hastalarında ataklarda artmalar söz konusu iken bazı gebelerde ise hiç görülmemektedir.

Epilepsi hastalarının en çok korktuğu şey kullanılan ilaçların bebeklerine bir zarar verebilme riskinin olmasıdır.

Kullanılan ilaçlardan dolayı bebekte anomali oluşma riski oldukça fazladır. Epilepsi gebelerinin Normal gebe kadınlara oranla bu riski taşımaları 3 kat daha fazladır. Epilepsi gebelerinde alınan bazı ilaçlara göre doğacak bebeğin olası bazı rahatsızlıkları tespit edilse de bu durum yüzdesel olarak kesin bir sonuç değildir.

Epilepsi hastası kadınların gebelik sürecinde en az nöbet geçirmesi önemli olduğundan ilaç kullanımına devam edilmek zorundadır. Bu tür gebelerin doğan çocuklarında, yarık dudak ve damak, kalp anomalileri, idrar yolları anomalileri, olma ihtimallerinin yanında, zihinsel anomalilikler de görülebilmektedir.

Epilepsi hastası anne adayları için gebe kalmadan önce ilk 2 yıl çok önemlidir. Gebe kalmaya karar verdiğinde nöroloji doktoru ile görüşüp ilaçları ve kullanımı hakkında bilgi alıp gebelik çalışmalarına öyle başlaması en doğru yöntemdir.

Böyle durumlarda gebe kalacak anne tek ilaç ile gebeliğini geçirmesi sağlanmalı ve devamlı kadın doğum doktoru ile de gözetim altında tutulmalıdır.

Doğumun normal veya sezaryan olacağı doğum anında yaşanacak durumlar göz önümde bulundurularak yapılmalıdır. Bir çok epilepsi gebe normal doğum ile bebeklerini dunyaya getirmişlerdir.

Doğum sonrası bebekte kan pıhtılaşması sorunu oluşabileceğinden bebeğe vitamin K  uygulanır. Doğum sonrası anne ilaç kullanımına devam etsede bebeğini emzirmesinde hiçbir sakınca bulunmamaktadır.

Epilepsi Gebeliği Epilepsi hastası anneler Sara Hastalığında Gebelik

Gebelikte Sırt Ağrısı Nasıl Geçer

Gebeliğin ilk günlerinde göğüs kafesinde ve sırtta yer alan omurların arasının açılması ile gebelik süresince değişen anatomik yapısından dolayı oluşan ağrılar genelde bel ve sırtta çoğunlukla görülmektedir.

Bu yüzdende sırt ağrılarını tamamen kesmek mümkün değildir. Fakat azaltarak daha dayanılır bir hal almasına yardımcı olunabilir. Bunun için öncelikle hekiminizle görüşüp egzersiz yapmanızda herhangi bir sakınca olup olmadığını öğrenin.

Sırt ağrıları da bel ağrıları gibi egzersiz yapılarak şiddeti azaltılarak kemik yapısındaki değişim yapılan egzersizlerdeki esnemelerle kolayca atlatılması ve daha kaliteli bir gebelik geçirilmesi sağlanmış olur.

Sırt ağrısına genelde sebep olan aynı pozisyonda devamlı oturmak, uzun süre ayakta durmaktan yerden beli bükerek öteberi almak yataktan birden kalkmak ve yürüyüş sırasında topuklu ayakkabı ve düztaban babet tarzı ayakkabı giymekten kaçınılmalıdır.

Bu tarz ayakkabılar ayaklarınızı  yorarak daha fazla öne doğru eğilmenize sırtınızda dayanılmaz ağrılara sebep olacaktır. Uyurken de sırt üstü yatmak sırt ağrısına sebep olmaktadır.

sırt ağrılarınızı azaltmak için yapılacak egzersizler bağ dokularını geliştirici özellikte olmalıdır. Haftada ortalama 3 gün bu egzersizleri yapmaya özen göstermelidir. Gebelik döneminde gevşeme egzersizleri özellikle tercih edilmeli yorucu ve nefes nefese bırakan
egzersizlerden kaçınılmalıdır. Gevşeme egzersizleri hem vücudun bağ dokusunun gelişimine hem de ağrılarınızın azalmasına sebep olacaktır.

Diğer bir uygulamada yataktan yuvarlanarak kalkmanız, belinizin arkasına bir yastık koyarak sandalye de düz olarak oturmanız yürüyüşlerinizi hafif topuklu bir ayakkabı ile yapmanız önemlidir.

Ayrıca bol sıvı tüketip devamlı tuvalete çıkmakta vücuttan toksinleri atarak vajinal enfeksiyon yaşamanızı azaltacağından bel ve sırt ağrılarınızın da hafiflemesine sebep olacaktır.

Yine doktorunuzun onayıyla bir sırtlık kullanmanız daha dik durmanızı sağlayacağı için ağrılarınızda bir nebze olsun azalacaktır. Sırt ağrılarınızın arttığında ısıtılmış bir havluyu sırtınıza koyup, sonra bir krem ile masaj yaptırmanızda sırt ağrılarınızı hafifletecektir.

Enfeksiyon kapma riskinizin olmadığı sağlıklı bir havuzda veya temiz bir denizde yüzmekte sırt ağrılarınızı azaltacağı gibi düzgün bir sırt yapısına sahip olmanızı da sağlayacaktır.

Gebelik döneminde yapılacak her türlü uygulama kesinlikle doktorunuza danışarak yapmanız önemlidir. Unutulmaması gereken ilk şey gebelik döneminde bebeğin sağlığı kadar sizin de sağlığınız önem olduğudur.

Gebelik Dönemi Egzersizleri Gebelik Dönemi Sırt Ağrıları Gebelikte Sırt Ağrısı

Gebelikte Ultrason Anne ve Bebek İçin Zararlı Mı

Bir anne adayının zararlı olur mu? Diye düşündüğü hem de biran önce bebeğini görmek için can attığı ultrasonografi aleti uzun yıllardır tıp alanında kullanılan bir alettir.

Günümüz teknolojisinde birçok kadın doğumcu anne adayı ve bebeği bu alet aracılığı ile takip etmektedir. Bebeğin her anını, kalp atışlarını, gelişimini, herhangi bir anormalliğinin olup olmadığını, cinsiyetini bu alet ile tespit etmektedir. Bu aletin anne karnı  ile buluşup tüm sesleri ve bebeğin tüm oluşumunu, meydana gelen değişiklikleri an be an monitöre yansıtarak sonuç alan alete ultrasonografi denmektedir.

Bu alet ile gebe kalındığı an itibari ile kesin sonuç alınmakta bebeğin anne karnında düşük tehlikesi geçirdiği ise bu alet ile tespit edilip gerekli tedbirler alınarak anne ve bebeğin sağlığı için gerekli tedaviler uygulanmaktadır.

Bunun yanı sıra dış gebelik, mol gebelik, bebeğin gelişememesi ve boş bir kesenin oluşması, bebeğin anne karnında ölmesi gibi riskli durumların tespiti de bu alet sayesinde olmaktadır.

Yine bebeğin gelişimi sırasında yaşanabilecek bazı olumsuzlukların tespit edilmesinde de ultrasonografi oldukça önemlidir. Yapılan tetkiklerden ziyade bu alet ile yapılan ölçümlerin değerlendirilmesi daha doğru sonuçları vermektedir. Bebeğin pozisyonu, gelişimi, plesentanın yeri, çoğul gebeliğin tespiti, gibi birçok konuda ultrasonografiden bilgi alınmaktadır.

Riskli doğumlar için 3-4 günlük bir yanılma payı ile sezaryen tarihini belirlemede de ultrasonografi önemlidir.

Günümüzde ilk gebeliğin tespit edilmesi ile ikinci düzey inceleme ve son 34.cü haftada üçüncü bir inceleme yapılmasını kafi gelmesine rağmen her kontrolde ultrasona girmenin bu güne kadar görünen bir zararı olmamıştır.

1970 lerden beri kullanılan ultrasonografi aletlerinde, iyonizer edilmemiş radyasyon kullanılmadığından anne ve bebek üzerinde bir risk teşkil etmemektedir.

Ayrıca bu kadar çok işlevi bulunan ultrasonografinin yaşanan çok az sayıda riskleri görülmüş olsa da bu riskler için kesin ultrasonografidendir denilememektedir.

Ultrasonografinin değil de bu aleti kullanan kişinin hatasından kaynaklı bazı oluşumların gözden kaçırılması ile yaşanan olumsuzluklar söz konusudur. Bu durumu da en asgariye indirmek için alınan sonuçları başka bir hekimden de teyit alarak kendinizi hekiminizin ellerine teslim edebilirsiniz.

Gebelikte Ultrason Zararlı Mı Ultrason Nedir Ultrasonun Zararları

Bir anne adayının zararlı olur mu? Diye düşündüğü hem de biran önce bebeğini görmek için can attığı ultrasonografi aleti uzun yıllardır tıp alanında kullanılan bir alettir.

Günümüz teknolojisinde birçok kadın doğumcu anne adayı ve bebeği bu alet aracılığı ile takip etmektedir. Bebeğin her anını, kalp atışlarını, gelişimini, herhangi bir anormalliğinin olup olmadığını, cinsiyetini bu alet ile tespit etmektedir. Bu aletin anne karnı  ile buluşup tüm sesleri ve bebeğin tüm oluşumunu, meydana gelen değişiklikleri an be an monitöre yansıtarak sonuç alan alete ultrasonografi denmektedir.

Bu alet ile gebe kalındığı an itibari ile kesin sonuç alınmakta bebeğin anne karnında düşük tehlikesi geçirdiği ise bu alet ile tespit edilip gerekli tedbirler alınarak anne ve bebeğin sağlığı için gerekli tedaviler uygulanmaktadır.

Bunun yanı sıra dış gebelik, mol gebelik, bebeğin gelişememesi ve boş bir kesenin oluşması, bebeğin anne karnında ölmesi gibi riskli durumların tespiti de bu alet sayesinde olmaktadır.

Yine bebeğin gelişimi sırasında yaşanabilecek bazı olumsuzlukların tespit edilmesinde de ultrasonografi oldukça önemlidir. Yapılan tetkiklerden ziyade bu alet ile yapılan ölçümlerin değerlendirilmesi daha doğru sonuçları vermektedir. Bebeğin pozisyonu, gelişimi, plesentanın yeri, çoğul gebeliğin tespiti, gibi birçok konuda ultrasonografiden bilgi alınmaktadır.

Riskli doğumlar için 3-4 günlük bir yanılma payı ile sezaryen tarihini belirlemede de ultrasonografi önemlidir.

Günümüzde ilk gebeliğin tespit edilmesi ile ikinci düzey inceleme ve son 34.cü haftada üçüncü bir inceleme yapılmasını kafi gelmesine rağmen her kontrolde ultrasona girmenin bu güne kadar görünen bir zararı olmamıştır.

1970 lerden beri kullanılan ultrasonografi aletlerinde, iyonizer edilmemiş radyasyon kullanılmadığından anne ve bebek üzerinde bir risk teşkil etmemektedir.

Ayrıca bu kadar çok işlevi bulunan ultrasonografinin yaşanan çok az sayıda riskleri görülmüş olsa da bu riskler için kesin ultrasonografidendir denilememektedir.

Ultrasonografinin değil de bu aleti kullanan kişinin hatasından kaynaklı bazı oluşumların gözden kaçırılması ile yaşanan olumsuzluklar söz konusudur. Bu durumu da en asgariye indirmek için alınan sonuçları başka bir hekimden de teyit alarak kendinizi hekiminizin ellerine teslim edebilirsiniz.

Gebelikte Ultrason Zararlı Mı Ultrason Nedir Ultrasonun Zararları

Gebelikte Yemek Yiyememe

Hamilelik kadınların dokuz ay boyunca birçok şeye hassasiyet kazandıkları bir dönemdir. Bu dönemde kadınların çoğu yemek kokusundan ya da deterjan kokularından rahatsız olurlar ve tiksinti duyarlar. Bu tiksinti öyle çok olabilir ki ilk üç ay kendi evinde yemek pişiremeyen dahi olabilmektedir. Bu tarz şikayeti olan anne adayları ilk aylarda kilo alamazlar hatta kilo kaybı yaşayanları dahi olabilir. Hamilelikte yemek yiyememe normal bir durumdur ancak anne adayını aşırı bir şekilde zayıflatmadığı sürece.

İlk aylardan sonra bu tarz şikayetler genelde son bulurlar ve anne ile bebek kilo alıp gelişmeye başlar. Hamilelikte yemek yiyememe hamileliğin getirmiş olduğu bir durumdur ancak bir de kilo almamak için yemek yemeyenler vardır ki bu tamamen farklı bir durumdur. Bu kişiler psikolojik olarak rahatsız kişilerdir. Zayıf olsalar dahi aynada kendilerini şişman olarak görürler. Hamile iken yeme bozukluğu olan kişiler kilo kayıpları yaşarlar ve bebeği içinde bulunduğu haftaya göre daha az kiloda olur ve erken doğuma kadar gider bu durum.

Böyle annelerin doğan bebekleri düşük kilo ile doğarlar. Yeme yiyemeyen annelerde vücut susuz kalacaktır ve halsizlik, yorgunluk gibi belirtiler  baş gösterecektir. Bu belirtiler daha ileri seviyede kalp ritminde bozulmalara ve doğum sonrası bebeğin emzirilememesi gibi durumlara yol açabilir. Hamilelik öncesi yeme bozukluğu olan kadınların adetleri düzensizdir ve buna bağlı olarak düzensiz yumurtlamadan dolayı gebe kalma ihtimalleri diğer bayanlara göre daha azdır.

Hamile kalsalar dahi düşük yapma oranları fazladır. Hamilelik öncesi yemek yiyememe sorunu olanlar bunu hamile kalmadan evvel halletmelidirler. Aksi takdirde sorunlu bir gebelik geçireceklerdir. Hamilelik ile başlayan mide bulantıları yemek kokularına tahammül edememe sorununda ise hamile bayan bunu rutin gittiği kadın doğum uzmanına söylemelidir. Başka bir diyetisyen ile ortak çalışarak sizi daha iyi yönlendireceklerdir. Bu dönemlerde dışarıdan mineral ve vitamin takviyesi almanız bebeğinizde eksiklikler olmasını engelleyecektir.

Gebelikte İştahsızlık Hamilelik Öncesi Yemek Yiyememe Hamilelikte Yeme Bozuklukları

Çocukların Zeka Gelişimini Arttırmanın Yolları

Her anne ve babanın çocuklarını için en çok istediği çocuklarının zekâ gelişi mininin yüksek olmasıdır. Zekâsı gelişiminin ilk adımı anne karnında olan bebeğin zekâ gelişiminde annenin dikkat etmesi gerekenler beslenmesi gereken gıdaları hem kendi için hemen de bebeği için yeteri kadar almaktır.

Bebek dünya geldikten sonra anne ve babaya düşen birçok faktör vardır. Çocuğun zekâ gelişiminin artırmanın yollarını uzmanlar birçok faktöre dayandırmışlardır. Bunlar çocuğun hem gelişimini hem de zekâ gelişimini artırdığını bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Çocuklarda Zekâ Gelişiminin Artırmanın Yolları

1. Anne sütü hem bebeğin gelişimi boyu, kilosu, kemik gelişimi oldukça önemlidir. Anne sütünün zekâ gelişimi için de birinci derecede önem arz etmektedir. Çocuklarda beyin gelişimi ilk 3 yıl hızlı bir şekilde gelişir bu gelişme anne sütü alan çocuklarda daha sağlıklı gelişir.

2. Uyku düzeni çocuklarda oldukça önemlidir. Düzenli bir uyku çocuğun zekâ gelişimi için oldukça önemlidir.

3. Sosyal çevre çocukların çevrelerinde ki nesnelere dikkat etmesi nesneleri tanımaları merak duygularını sürekli canlı tutmak lazım.

4. Beslenmede çocukların bütün vitaminleri alması gerekir. Özellikle süt, yumurta, yoğurt, balık tüketmeleri oldukça önemlidir zekâ gelişimi için.

5. Oyun ve arkadaş çevresi 7gunsaglik.com çocukların kendi yaşıtlarıyla oyun oynamaları onların gelecekte sosyal bir kişilik kazanmalarını sağlar. Güçlü kişilik yapısının oluşmasını sağlar.

6. Çocuklarınıza ona güvendiğinizi belli edin. Onların başarılı olacakları aktivitelere yönlendirin.

7. Onları dinleyin, çocuklarınız konuşurken onların yüzüne bakın, gözlerinizle onları onaylayın onları anladığınızı onları sevdiğinizi hissettirin.

8. Müzik dinletin onlara.

9. Çocuklarınıza yabancı dil öğretin zekâ gelişimi için dil önemlidir.

10. TV, bilgisayar ve cep telefonuyla fazla iletişim kurmalarına izin vermeyin. Çocukların zekâ gelişimini olumsuz etkiler.

11. Hikâye, masal dinletin onlara onların hayal kurmasını sağlayın. Bir hikâyenin kahramanı olmalarını sağlayın.

Anne Sütünün Zeka Gelişimine Etkisi Çocuklarda Zeka Gelişimi Çocuklarda Zeka Nasıl Geliştirilir Zeka Gelişimi İçin Çocuklar Nasıl Beslenmeli

Her anne ve babanın çocuklarını için en çok istediği çocuklarının zekâ gelişi mininin yüksek olmasıdır. Zekâsı gelişiminin ilk adımı anne karnında olan bebeğin zekâ gelişiminde annenin dikkat etmesi gerekenler beslenmesi gereken gıdaları hem kendi için hemen de bebeği için yeteri kadar almaktır.

Bebek dünya geldikten sonra anne ve babaya düşen birçok faktör vardır. Çocuğun zekâ gelişiminin artırmanın yollarını uzmanlar birçok faktöre dayandırmışlardır. Bunlar çocuğun hem gelişimini hem de zekâ gelişimini artırdığını bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Çocuklarda Zekâ Gelişiminin Artırmanın Yolları

1. Anne sütü hem bebeğin gelişimi boyu, kilosu, kemik gelişimi oldukça önemlidir. Anne sütünün zekâ gelişimi için de birinci derecede önem arz etmektedir. Çocuklarda beyin gelişimi ilk 3 yıl hızlı bir şekilde gelişir bu gelişme anne sütü alan çocuklarda daha sağlıklı gelişir.

2. Uyku düzeni çocuklarda oldukça önemlidir. Düzenli bir uyku çocuğun zekâ gelişimi için oldukça önemlidir.

3. Sosyal çevre çocukların çevrelerinde ki nesnelere dikkat etmesi nesneleri tanımaları merak duygularını sürekli canlı tutmak lazım.

4. Beslenmede çocukların bütün vitaminleri alması gerekir. Özellikle süt, yumurta, yoğurt, balık tüketmeleri oldukça önemlidir zekâ gelişimi için.

5. Oyun ve arkadaş çevresi 7gunsaglik.com çocukların kendi yaşıtlarıyla oyun oynamaları onların gelecekte sosyal bir kişilik kazanmalarını sağlar. Güçlü kişilik yapısının oluşmasını sağlar.

6. Çocuklarınıza ona güvendiğinizi belli edin. Onların başarılı olacakları aktivitelere yönlendirin.

7. Onları dinleyin, çocuklarınız konuşurken onların yüzüne bakın, gözlerinizle onları onaylayın onları anladığınızı onları sevdiğinizi hissettirin.

8. Müzik dinletin onlara.

9. Çocuklarınıza yabancı dil öğretin zekâ gelişimi için dil önemlidir.

10. TV, bilgisayar ve cep telefonuyla fazla iletişim kurmalarına izin vermeyin. Çocukların zekâ gelişimini olumsuz etkiler.

11. Hikâye, masal dinletin onlara onların hayal kurmasını sağlayın. Bir hikâyenin kahramanı olmalarını sağlayın.

Anne Sütünün Zeka Gelişimine Etkisi Çocuklarda Zeka Gelişimi Çocuklarda Zeka Nasıl Geliştirilir Zeka Gelişimi İçin Çocuklar Nasıl Beslenmeli

Gebelikte El ve Ayakların Şişmesi Uyuşması

Gebe bir bayanın vücudunda çok çeşitli değişiklikler gözlemlenir. Ancak bazı bayan hamileliği çok rahat geçirirken bazısı daha çok bunalır. En çok şikayet edilenler vücutta çatlamalar, yorgunluk, bitkinlik, el ve ayak şişmesidir. Gebelikteki el ve ayak şişmeleri daha çok ileriki aylarda sorun olur. Çünkü zamanla karın büyümeye başlar ve bacaklardaki basınç artar. Şişlikler de en çok ayak ve bileklerde görülür. Zamanla ayakkabılarınızı giyemez hale gelirsiniz hatta bazı bayanlar erkek ayakkabısından başka ayakkabı bulamazlar giymek için.

El şişlerinde de yüzüklerinizi kullanamazsınız zamanla. El şişleri aşırı olduğu anlarda ellerde karıncalanma ve his kaybı şikayeti oluşabilir. Bu bir tür hastalık olur ki adı Karpal Tünel Sendromudur. Genelde doğumdan sonra Karpal Sendromu kendiliğinden geçer. Gebeliğin ilerleyen aylarında vücut daha fazla su tutar ve çeşitli yerlerde ödemler oluşmaya başlar. Hamile kalmadan önce kilosu bulunan bayanlarda ödem oluşumu daha fazladır.

Zayıflarda nispeten daha azdır. Bunların dışında bacaklarda kızarıklık veya ağrı varsa bu dolaşım bozukluğu geliştiğinin göstergesidir. Bu gibi durumlarda mutlaka doktorunuza danışınız. Hamilelikte el ve ayak şişmemesi için ara ara ayaklarınızı uzatın ve  dinlenin. Ayaklarınızı aşağı sarkıtmanız ayaklarınızın daha fazla şişmesini sağlayacaktır. Rahat hareket için bol ve vücudu sıkmayan giysiler tercih edin. Ödemlerinizin olmaması için tuzlu yiyecekler tüketmeyin. Tuz sizi hamileliğiniz boyunca rahatsız edecektir.

Güneşten kaçının çünkü sıcak ödemi arttırır. Ödemlerinizin inmesi için fırsat buldukça yürüyüşe çıkın. Hamilelik boyunca gereğinden fazla ayakta kalmamaya çalışın. Asitli içecekler tüketmemeye özen gösterin. Akşamları otururken bacaklarınızı biraz yükseğe koyun ve öyle oturun. Ellerinizdeki şişlik için sinir topu benzeri birşeyle pratik yapmanız size oldukça iyi gelecektir.

Gebelikte Ayak Şişmesi Gebelikte El Şişmesi Gebelikte El ve Ayak Şişmesi Gebelikte El ve Ayak Uyuşması

Gebelikte Annedeki Değişiklikler Nelerdir?

Her kadının hayalidir bir bebeğe sahip olmak. Eve gelecek olan yeni bir nefes ile birlikte anne de heyecan duyguları artar. Her anne adayı sağlıklı bir gebelik geçirmek ister bunun içinde dikkat edilmesi gereken belli başlı noktalar vardır.  Çünkü vücutta birçok değişiklik ile birlikte psikolojik olarak da değişimler meydana gelecektir.  Peki gebelikte ne gibi değişiklikler olur?  Ciltte bazı değişiklikler oluşmaya başlar. Memelerde büyüme meme uçlarında kahverengilikler artmaya başlar.

Bazı bayanlarda karın bölgesi büyüdükçe belli başlı çatlaklıklar oluşmaya başlar. Hamilelik döneminde bayanların en şikâyetçi olduğu sorunlardan biri de sindirim sorunlarıdır. Hamileliğin ilk zamanlarında sıkça mide bulantıları olmaya başlar. Bazı yemek kokuları dokunur, mide bulantısı ve kusmalar meydana gelir. Hamilelikte sindirim sistemi daha yavaş çalışmaya başlar.

Sindirim sisteminin yavaşlaması da kilo almaya neden olur.  Ve karnınızda bebeğiniz daha iyi beslenir. Rahimde büyüme başlar bu büyüme bebeğiniz doğduğunda eski haline geri döner.  Hamileliğin ilk aylarında ve son aylarında sık sık idrara çıkma durumlar  gözlemlenir. Omuzlar öne doğru çıkmaya başlar. Bel çukurluğu da artmaya başlar. Bazı diz ağrıları ortaya çıkar. Bayanlar en çok hamilelikte aldığı kilolardan korkar. Kontrol altında belli sporları yapabilirsiniz.

En ideal hamilelik sürecinde alınan kilo 12,5 kilo olmalıdır. Doğum sonrası hemen bu kilodan kurtulmak için çaba harcamayın. Çünkü bebeğinizin beslenmeye ihtiyacı olacak. 6 aylık bir zaman diliminde aldığınız kiloları yavaş yavaş vermeniz hem sizin hem de bebeğiniz için önemlidir. Anne olma duygusu hiçbir şeye değişilmez öyle değil mi? Bu yüzden bırakın anne olmanın en güzel duygusunu yaşayın.

Gebelikte Annedeki Değişiklikler Hamilelik Kiloları Nasıl Verilir Hamilelikte Cilt Değişimleriİdeal Hamilelikte Kaç Kilo Alınır

Hamilelikte Annedeki Değişiklikler Nelerdir?

Her kadının hayalidir bir bebeğe sahip olmak. Eve gelecek olan yeni bir nefes ile birlikte anne de heyecan duyguları artar. Her anne adayı sağlıklı bir gebelik geçirmek ister bunun içinde dikkat edilmesi gereken belli başlı noktalar vardır.  Çünkü vücutta birçok değişiklik ile birlikte psikolojik olarak da değişimler meydana gelecektir.  Peki gebelikte ne gibi değişiklikler olur? Sıralayacağımız değişiklikler, en bilinen ve ilk akla gelenlerdir. Bu sayede kendinizde bu değişiklikleri gözlemleyebilirsiniz. Fiziksel değişikliklerden başlayalım.

Ciltte bazı değişiklikler oluşmaya başlar. Memelerde büyüme meme uçlarında kahverengilikler artmaya başlar.  Bazı bayanlarda karın bölgesi büyüdükçe belli başlı çatlaklıklar oluşmaya başlar. Hamilelik döneminde bayanların en şikâyetçi olduğu sorunlardan biri de sindirim sorunlarıdır. Hamileliğin ilk zamanlarında sıkça mide bulantıları olmaya başlar. Bazı yemek kokuları dokunur, mide bulantısı ve kusmalar meydana gelir. Hamilelikte sindirim sistemi daha yavaş çalışmaya başlar.

Sindirim sisteminin yavaşlaması da kilo almaya neden olur.  Ve karnınızda bebeğiniz daha iyi beslenir. Rahimde büyüme başlar bu büyüme bebeğiniz doğduğunda eski haline geri döner.  Hamileliğin ilk aylarında ve son aylarında sık sık idrara çıkma durumlar gözlemlenir. Omuzlar öne doğru çıkmaya başlar. Bel çukurluğu da artmaya başlar. Bazı diz ağrıları ortaya çıkar. Bayanlar en çok hamilelikte aldığı kilolardan korkar.

Kontrol altında belli sporları yapabilirsiniz.  En ideal hamilelik sürecinde alınan kilo 12,5 kilo olmalıdır. Doğum sonrası hemen bu kilodan kurtulmak için çaba harcamayın. Çünkü bebeğinizin beslenmeye ihtiyacı olacak. 6 aylık bir zaman diliminde aldığınız kiloları yavaş yavaş vermeniz hem sizin hem de bebeğiniz için önemlidir. Anne olma duygusu hiçbir şeye değişilmez öyle değil mi? Bu yüzden bırakın anne olmanın en güzel duygusunu yaşayın.

Hamilelikte Değişiklikler Hamilelikte Fiziksel Değişiklikler Hamilelikte Psikolojik Değişiklikler

İyi Bir Çocuk Nasıl Yetiştirilir ?

3 YAŞ SENDROMU VE BAŞ ETME YOLLARI

Elimizdeki hammaddeyi işleyerek verdiğimiz emeğe bağlı olarak elde ettiğimiz sanat eserine çocuk, bu sanata çocuk yetiştirme sanatı denir.

3 Yaş Sedromu Nedir?

Verdiğimiz emeğin her aşamasında zorluklar yaşamamıza rağmen en zor geçen dönemlerden birisi 3 yaş dönemidir. Çocuklarımızın gelişimlerinin büyük bir kısmının tamamlandığı dönüm noktası olan bu dönem, çocuk ve aile arasında büyük bir mücadelenin yaşandığı dönemdir. Bu dönemdeki mücadeleyi en az hasarla atlatma için ailelere çok büyük görevler düşmektedir. Çünkü bu dönem çocukların kendilerine güvendiği, tek başlarına hareket etme isteklerinin arttığı dönemdir.

3 Yaş Sedromu Ne Zaman Başlar ve Belirtileri Nelerdir?

3 yaş çocuğu zamanının çoğunu soru sorarak geçirir. En çok ta kuralları sorgular. “Neden yapamam, neden gidemiyorum, neden kalamıyorum, neden uyuyorum, neden yemek yiyorum” gibi. Bu dönemde çocuklar olumsuz davranışlar sergiler ve inatçı olur. Anne baba bu dönemde ne kadar inatlaşırsa çocukta tam olarak tam tersiyle hareket eder ve olumsuz davranışlar sergiler.

Bu dönemlerde çocukların istekleri doğrultusunda inatlaşmak yerine makul isteklerde inatlaşmaya girmeden önce kabul edilmesi, boşu boşuna inatlaşmaya girilmemesi gereklidir. Ancak kabul edilmesi mümkün olmayan istekler için çocuklara “hayır” cevabı verilmişse çocuğun ağlama krizine girmesi sonucunda asla “evet”e dönülmemelidir. Kararlı olmak çocukların inatlaşmalarının önüne geçilmesi ve kişisel gelişimlerinin normal olması için alınabilecek en önemli kararlardan birisidir.  3 yaş sendromu adı altındaki öfkeyi dindirmek adına çocuğun her istediğini yapmaktan kaçınılmalıdır.

Ebeveynler bu süreçlerde çocuklarını korkutmamalı, baskılı ve cezalandırıcı yöntemlerden uzak durmalıdır. Bu dönem atlatılırken ailelerin çok sabırlı olması gereklidir. Çocuklarla kısa cümleler kurarak istekleri konusunda görüş alışverişinde bulunulmalı ve ne kadar makul olup olmadığı anlatılmaya çalışılmalıdır. Anne-baba konuşurken uygun ve yumuşak bir ses tonu ile konuşmalı, asla bağırmamalıdır. Söylediklerimiz kadar vücut dilimize de dikkat etmemiz gereklidir. Her konuşmanızda sadece tek bir konuyu ele alın. Çocukların krize girmeden önce dikkatlerini başka bir yöne çekerek inatlaştıkları konudan uzaklaşmaları sağlanmalıdır. Kısa oyun ve oyalama taktikleri ile isteklerin unutulması sağlanmalıdır.

3 yaş 3 yaş sıkıntıları çocuk sağlığı

Yeni Doğan Bebeğin İlk Muayenesi

Mutluluk, sevinç, telaş, korku, endişe gibi çeşitli duyguların birbirine karıştığı bir gündür bebeğin dünyaya gelişi. Aslında çok  güzel bir mucizedir bebek, anne için de baba için de.

Dünyaya yeni gelen bebek, annesi tarafından kucaklanmak ve beslenmekten başka bir şey istemeyecektir. Peki ilk doğduğu andan itibaren dünya tatlısı bu minikler nasıl muayene edilmeli, hangi aşamalardan geçirilmelidir?

Bir çocuk doktorunun doğum sırasında bulunması, bebekle ilgili oluşabilecek her türlü komplikasyonları çözümlemek adına oldukça faydalı olacaktır. İlk etapta yani doğumdan hemen sonra  bebeğin boyu, kilosu ve baş çevresi ölçülecek, gözleri iltihap kapmaması için koruyucu bir ilaç damlatılacaktır. Ayrıca sık görülmeyen bir kanama hastalığına karşı bebeğe K vitamini ve Hepatit B aşısı enjeksiyonu yapılacaktır.

Çocuk doktoru bebeği her şey yolunda mı diye her yönüyle muayene edecektir.

-Bebeğin baş çevresini ölçer, bıngıldağı(alnın hemen üstü ) muayene eder,

-Parmağıyla bebeğin damağını yoklayarak damak yarıklığı olup olmadığını kontrol eder,

-Bebeğin kalbini ve akciğerlerini dinler,

-Elini karnına koyarak, iç organların büyüklüklerini kontrol eder ve çalışma seslerini dinler,

-Cinsel organlarını her hangi bir anormallik açısından kontrol eder,

-Bebeğin eklemlerini, bacaklarının uzunluğunu ve birbirine uyumunu inceler. Ayaklarda düztabanlık durumu olup olmadığına bakar,

-Kalça çıkıklığı olup olmadığını kontrol eder,

-Bebeğin sırtını kontrol ederek, omurgasının düz ve yerinde olma durumunu inceler.

Doğumdan 72 saat sonra aile sağlığı merkezindeki ebeniz bebeğinize Guthrie testi yapacaktır. Bebeğin topuğundan biraz kan alınarak, zeka geriliğinin bir nedeni olan fenilketonüri (PKU) araştırılır. Bu hastalığın erken teşhisi zeka geriliğini önleyebilir.

Yeni doğan bebeğin emzirilmesi

Bebeğin doğduktan sonra ilk yarım saat içerisinde bebek hemen emzirilmelidir. Çünkü doğumu takiben ilk bir saat bebek uyanık kalacakken, ardından  2 ile 4 saat arasında uyuyabilecektir. Uyurken de bebeğin emmesi daha zor olacaktır. İlk günlerde süt gelmezse dahi çocuğun emzirilmesi süt akışının sağlanması açısından önemlidir. İlk günlerde gelen daha kıvamı ve sarımsı ilk sütün(kolostrum) bebek tarafından alınması sağlanmalıdır. Bu ilk süt daha fazla koruyucu madde ve hücre içerir. Eğer anne sütü ilk günlerden gelmiyorsa ya da çok azsa yine de emzirmekten vazgeçilmemelidir. Fakat  yine de ilk birkaç gün mama verilecekse biberonla değil de kaşıkla verilmesine özen gösterilmelidir.

Sütü arttırmak için enginar, pazı, fesleğen, roka, dereotu, ısırgan otu, semiz otu, havuç, balkabağı, maydanoz, sofraya her daim konulmalıdır. Meyvelerden elma, muz, hurma, armutun kompostoları yapılmalıdır. Süt artışı için rezene çayı da yararlı olacaktır. Ayrıca rezene çayı bebekteki gazı da önleyecektir.

Hepatitis B Vaccine Hepatitis B Virus K Vitamini Ne İşe Yarar Yeni Doğan Bebek Bakımı

İlk Tüp Bebek Anne Oldu!

Türkiye’de ilk tüp bebek olarak dünyaya gelen 27 yaşındaki Dilek KATRANCI AKAR, normal yollarla hamile kaldı ve bir kız çocuk dünyaya getirdi…

Denizli’de yaşayan ve tam 18 yıl çocuk özlemi yaşayan Birsel ve Türkay KATRANCI çifti, bu sevinci yaşayabilmek için tüp bebek sahibi olmaya karar verdi. 22 Aralık 1988 de Dilek KATRANCI dünyaya gelerek Türkiye’nin ilk tüp bebek ünvanını aldı. Ve 2 yıl önce Halil AKAR ile hayatını birleştirdi.

Özel bir hastanede doğum yapan Dilek KATRANCI AKAR, 2 kilo 800 gram ağırlığındaki kızını sezaryenle dünyaya getirdi. Adını Defne koydukları kızlarının ve annenin sağlık durumunun iyi oyduğu öğrenildi. Çok mutlu olduklarını dile getiren aile, hiçbir sorun olmadığını ve kızlarının da gayet sağlıklı olduğunu bildirdi.

Herkesin merak ettiği, ilk tüp bebeğin çocuğunun normal yolla mı yoksa tüp bebek yöntemi ile mi dünyaya geleceği merak konusuydu.

Dünyanın ilk tüp bebeği ise 25 Temmuz 1978 yılında İngiltere’de doğdu..

Birçok kadının doğal yollarla bebek sahibi olamadığı durumlarda uygulanan tüp bebek yöntemi, bebek özlemi çeken kadınlara umut ışığı oldu. Dünyanın ilk tüp bebeği ise 25 Temmuz 1978 yılında İngiltere Oldham, Greather Manchester’da dünyaya gelen Louise Brown oldu.

İlk Tüp Bebek Evlendi İlk Tüp Bebek Kaç Yılında

Emzirmeye Yeni Başlayan Anneye Tavsiyeler

İnsanın doğasını en iyi oluşturan, onu hayat  boyu koruyan mucizevi bir besin olan anne sütü annelerin bedeninde üretilir. Bebeğin yaşına uygun olarak onun ihtiyaçlarını karşılamaya yöneliktir. Anne sütünü, bebeğiniz ilk doğduğu andan itibaren ona vermeye çalışmanız emzirme rutinine alışmanızı sağlayacaktır. Yeni doğan bebeklerin mideleri çok küçük olduğu için sürekli emmek istemeleri normaldir. Etrafınızdakilerin “sütün yetmiyor sanırım, mama verelim” şeklindeki her yorumu dikkate almayın. Tabi ki ilk günlerde anneden gelen süt olan kolostrum, halk arasında ilk süt denilir daha az miktardadır. Bu nedenle  bebek sık acıkacaktır. Ayrıca yoğun süt gelesiye kadar bebeğe ilk günlerde doktor tavsiyesiyle mama verilmesi gerekiyorsa beslemek için kaşık tercih edilmelidir.

Emzirmenin ilk haftalarında bebek değişik zamanlarda bazen kısa, bazen uzun süreyle ama kısa aralıklarla emer. 1,5 aya kadar bu durum devam eder sonra bebek tarafından bir düzene girer, bebek 2-2,5 saatte bir emer. İlk başlarda anne iki göğsünü de her biri için 15 dakikayı geçmemek üzere (meme uçlarını korumak için) emzirmelidir. Yoğun süt akışı sağlanmasıyla birlikte artık her öğünde tek göğüs emzirip, çocuğun tamamen memeyi boşaltması sağlanmalıdır. Çünkü önden gelen süt daha akışkan, arkadan gelen süt daha yağlı ve doyurucudur. Bir göğsü tamamen boşaltmayıp, diğerine geçirilmesi bu doyurucu kısımdan yararlanamamasına neden olacaktır.

Bebeğinizin her ağlamasının nedenini açlık olarak yorumlamayın.

Çünkü sorun açlık değilse, emmek onu rahatlatacaktır belki ama az sonra tekrar huzursuzlanmaya başlayacaktır. Sorun gaz sıkıntısı ya da başka bir şey olabilir, bunu da düşünün. Bebeğinizin her ağlaması çevre tarafından “ sütün yetmiyor” şeklinde yorumlanabilir. Fakat anne sütünün yetip yetmediğinin en iyi göstergesi 1 ay sonunda  çocuğun aldığı kilodur. Bebek en az 500-600 gram almışsa anne sütü yetiyor demektir, mama takviyesine gerek yoktur. Bazen anneler bu konuda sabırsız davranıp mama takviyesine  başlıyorlar. Bu durum bebeğin mamaya alışmasına ve süt üretiminin de azalmasına neden olabiliyor. Anne sütünü arttırmanın en güzel yolu sağlıklı, dengeli beslenme ve yeterli sıvı alınabilmesidir. Annenin günlük aldığı sıvı toplamının 4 litre civarında olması  süt üretiminin verimli olmasını sağlayacaktır.

Bebeği emzirirken doğru pozisyonda tutmak ve meme ucunu doğru şekilde kavramasını sağlamak da çok önemlidir. Bebek doğumdan sonra sizin yanınıza getirildiğinde kucağınıza bir yastık koyarak, bebeğinizin başı ve vücudunu kendinize doğru çevirip, diğer elinizle göğüs ucunu ağzına doğru iterek göğüs ucunu yakalamasını sağlamalısınız. İlk etapta acı olsa da sonra geçecektir. Kahverengi bölümü ağzının içine almadan sadece meme ucunu çekiştiriyorsa hem bebek ememeyecek hem de göğsünüz çok acıyacaktır. Ayrıca dik  oturarak emzirmek süt akışının daha iyi olmasını sağlar.

Hamilelik Döneminde Nasıl Beslenmek Gerekir ?

Hamilelik dönemi dikkat edilmesi gereken bir dönemdir. Bu dönemde anne adayı çift can taşır ve bu yüzden de sağlığına be beslenmesine dikkat etmesi gerekir. Hamile bir bayan nasıl beslenmelidir diye soracak olursanız; hamile bir bayan öncelikle üç öğün beslenmeye dikkat etmesi gerekir. Hamile bir bayan kahvaltıya çok önem vermelidir. Kahvaltı yapan hamile bir kadın güne daha mutlu ve daha sağlıklı başlar. Kahvaltıda daha çok süt ürünlerine önem vermelidir. Çünkü hamile bir bayanın kalsiyum ihtiyacı çok fazladır. Daha sonra kahvaltıda çay ve kafeinli içeceklerden uzak durması gerekir. Folik asit içerikli besinlerle beslenirse bebeğin anne rahmine tutunması açısından çok önemlidir. Anne adayı su tüketimine de çok önem vermelidir. Çünkü kadın hamilelik döneminde çok su kaybeder ve su ihtiyacını da günde sekiz bardak su alarak karşılar. Anne karnında bebeğin ilk beyni gelişir. Beyin fonksiyonlarının sağlıklı gelişmesi ve zeka düzeyinin yüksek olması için anne adayının balık ve Omega yağı tüketmesi gerekir. Özellikle bol miktarda omega olarak en zengin balık olan somon balığını tüketmenizi  ve sardalya balığınıda eğer yiyebilirseniz kemikleri ile birlikte yemenizi mutlaka öneririm. Ayrıca kuru yemişlerden en çok ceviz, fındık ve Fıstık gibi yemişleri bolca yemelidir. Ayrıca yeşil sebze ağırlıklı beslenmesi hem demir ihtiyacını hem de folik asit ihtiyacını karşılayacaktır.


Anne adayı hamilelik döneminde kesinlikle aşırı yağlı tuzlu ve baharatlı besinlerden uzak durması gerekir. özellikle tuzdan uzak kalmalıdır. Çünkü anne adayı hamilelik döneminde kan basınca yükselmeye meyillidir. Tuz aldığı zaman da tansiyonu yükselir ve Allah korusun istenmeyen sonuçlarla karşı karşıya kalınabilir.

Hamilelikte Beslenme Listesi Hamilelikte Beslenme Nasıl Olmalı Hamilelikte Beslenme Nasıl Olmalıdır

Hamileler İçin Bel Egzersizleri

Anne ve Çocuk

Gebeliğin ilerleyen süresince, rahim büyüdüğü için vücudun ağırlık merkezi de değişir. Bu, vücut kaslarının yükünün artmasına da sebep olur. Ayrıca, pelvis kemiklerinde yer alanlar başta olmak üzere tüm eklemlerde, vücudun doğuma yaptığı hazırlığın etkisi ile gevşemeler meydana gelir. Tüm bu değişimler de annenin bel ağrıları çekmesine sebep olur.
Anne adayının bu ağrılardan kurtulmak için alabilecekleri birtakım önlemler mevcuttur. Öncelikle ayakkabı kullanımına dikkat etmeleri ve özellikle topuklu ayakkabılardan kaçınmaları gerekir. Duruş şeklini doğru belirlemek de çok önemlidir. Vücuda doğru şekli vermek, omurga ve belde bulunan kaslara, kemiklere, bağlara vücut ağırlığının eşit dağılması açısından çok önemlidir. Doğru bir duruş şekli ile göbeğin çıkmasına serbestlik tanınıp vücuttaki tüm kasların gereksiz kasılmasını önleyecek bir şekil verilmiş olur. Bu önlemler dışında bazı egzersizler yapmak gebelikte bel ağrılarını azaltmada yardımcı olacaktır.


Öncelikle çömelme egzersizi önerilir. Bu egzersiz gebelerin doğum zamanı geldiğinde kullanacağı kasların da çalışmasını sağlar. Bunun için ayakta iken bir sandalyeden yardım alarak yavaşça çömelip doğrulmak yeterli olacaktır. Bel ve kalça yükseltme egzersizi ile ayakta ya da yatar pozisyonda kalçayı hafifçe dışarı çıkarıp tekrar içeri çekmek gerekir. Bu egzersiz hem ağrıları giderir hem de eklem ve bağların esneklik kazanmasını sağlar. Aynı egzersiz diz- dirsek pozisyonunda da yapılabilir. Bu egzersizler gebelik boyunca düzenli periyodlarda ve dikkatli biçimde yapılırsa, ağrıların azalmasının yanı sıra anne için de kolay bir doğum gerçekleşmesini sağlayacaktır.

Hamilelikte Baş Ağrısını Azaltmanın Yolları

Yediden yetmişe hemen hemen her yaş kesimin de görülen ve bir o kadar da zor bire durum olan baş ağrıları bir çok nedenden dolayı ortaya çıkmaktadır. Kimi zaman stres kimi zaman yorgunluk kimiz aman ise başka nedenlerden dolayı ortaya çıkabilmektedir. Peki baş ağrıları hamileler de görüldüğü zaman neler yapılabilir. İşte tam da bu sorunuzun cevabı için sizlere bu gün ki konumuz da hamilelik de baş ağrıları hakkın da bir araştırma yaptık. O zaman ne duruyorsunuz haydi bir an önce başlayalım da sizler de bir an önce hamilelik de ki baş ağrılarının nasıl geçeceği hakkın da bilgi sahibi olunuz. Arkadaşlar bilindiği üzere hamilelik dönemin de ilaç almak hem sizler için hem de bebek için zararlıdır. İşte tam da bu yüzden sizler baş ağrınızı farklı yollardan geçirmeye çalışacaksınız. Örneğin baş ağrınız tutuğu zaman papatya çayı içebilirsiniz bu sizin sinir sisteminizi rahatlatmaya yardımcı olacaktır. Ya da ılık bir duş ile üzeriniz de ki yorgunluğu atacak ve de dinleneceksiniz. Bunun yanı sıra yapılan bir araştırmaya göre baş ağrısını giderme de hafif tonlar da ki müziğin de iyi geldiği bilinmektedir. Sizler de bu şekil de müzik dinleyebilir hem baş ağrınızı azaltabilir hem de eğlenebilirsiniz. Bunun yanı sıra bir tülbent ile başınızı bağlayabilir ve bağ ağrınızı geçici bir süreliğine durdurabilirsiniz.

Çocuklarda D Vitamininin Önemi

Anne ve Çocuk

Kalsiyumun bağırsaklardan emilimini ve kana karışmasını sağlayan D vitamini, kalsiyumun kemikle birleşmesini sağlama özelliğine sahip olduğu için kemikte yapılanma ve kemik kaybının korunmasında önemli bir role sahiptir. Kalsiyumun böbrekten atılımını azaltır. Kas kütlesinin ve gücünün artması, düşme riskinin azalması, meme ve kolon kanseri riskinde azalma, kan basıncında azalma gibi önemli etkileri de mevcuttur. Bebeklerde ve çocuklarda kemik gelişimi, dişlerin ve kemiklerin güçlenmesi sağlıklı olması, kasların korunması, sinir sisteminin gelişimi üzerine etkileri büyüktür. Bu nedenle vücudumuza ve özellikle bebeklerin ve çocukların gelişme çağında vücutlarına D vitamini alımını sağlıklı bir şekilde gerçekleştirmelerini sağlamalı ve takip etmeliyiz.

D vitamini anne sütünde bulunmasına ve kolay emilmesine rağmen çocukların günlük ihtiyacı olan oranı karşılayamamaktadır. Bu nedenle bebeklik döneminde dışarıdan takviye alınması şarttır.

D vitamini yağda eriyen bir vitamindir ve başlıca kaynağı güneş ışınlarıdır. Güneşlenme günlük gereksinimin %80’ini karşılar. Ancak güneşlenme cam arkasından, üzerimizde kıyafet varken, ya da bebeklerimizin başında şapka varken kesinlikle olmamalıdır. Çünkü güneş ışığı direk tene temas ettiği zaman alım sağlanır. Hiçbir şekilde güneş arkası, kıyafet içinde alınmaz. Bu nedenle bebeklerimizi ve çocuklarımızı güneşe çıkarırken bunlara dikkat etmek gerekir.

Çocuklarımızın yeterli oranda D vitamini almadığı zamanlarda kemik ve dişlerde problem, sinir sistemi ve dolaşım sisteminde aksaklık gibi problemlerin yanı sıra raşitizm hastalığı görülür. Raşitizm büyüyen kemiğin yetersiz mineralizasyonu nedeniyle gelişen kemik hastalığıdır. Kemik büyümesinin tamamlanmasından sonra gelişen mineralizasyon kusuruna ise “osteomalazi” denilir. Kemik mineralizasyonunu sağlayan başlıca mineraller CQ ve P´dır. Bu minerallerin vücut sıvılarında ve dokularında yeterli miktarda bulunmasını D vitamini sağlar. D vitamini önce karaciğerde, daha sonra böbrekte işleme tabi tutulup, aktif hale geldikten sonra etki gösterir. Özellikle sütle beslenen, esmer tenli süt çocuklarında ve hızlı büyüme dönemlerinde D vitamini eksikliği gelişir. Yetersiz alım dışında D vitamininin aktifleşmesini bozan karaciğer ve böbrek hastalıklarında, bağırsak emiliminin bozuk olduğu hastalıklarda veya bazı antikonvülsan ilaçların kullanılması durumlarında da raşitizm gelişebilir. Raşitizm en sık 3 ay – 2 yaş arasında görülür. Süt çocukluğu döneminde kafa kemiklerinde yumuşama, bıngıldakta genişlik, kaburgalarda kıkırdak birleşme yerinde tespih tanesi şeklinde oluşumlar, göğüs kafesinde çöküklük, el ve ayak bileklerinde genişleme olur. Diş çıkmasında gecikme, geç oturma, geç yürüme söz konusudur.

Kaslarda hipotoni olması nedeniyle karın şiş ve yanlara doğru yaygındır (kurbağa karnı). Terleme ve solunum yolu enfeksiyonlarına yatkınlık vardır. Baş gövdeye göre büyük olup, yatma yönünde düzleşme gösterir. Yürümeye başladığında çocukta parantez bacak gelişir. Ağır olgularda kanda kalsiyum düşüklüğüne bağlı kasılmalar meydana gelir. Tedavi için D vitamini takviyesi yapılır. D vitamini günlük veya tek depo doz şeklinde verilebilir. Beraberinde kalsiyum desteği de eklenmelidir. Vitamin dozu, doktor tarafından belirlenmelidir. Süt çocukluğu döneminde günde 400 ünite en az 1 yıl verilmelidir.

Popüler Çocuk Olma

Çocukların 2 ve 3 yaşlarındaki benmerkezci tutumunun ardından,  kendi gücünü fark etmesi ile birlikte popüler olma eğilim ve isteği ortaya çıkmaktadır. Popüler çocuk olma çocukların zaten var olan özgüvenine katkıda bulunarak onu sıradan arkadaşlarının arasında daha dikkat ve ilgi çekecek duruma getirir. Özellikle 4 yaşından itibaren yavaş yavaş başlayan popülerlik eğilimi, özellikle tablet, bilgisayar, sosyal medya gibi iletişim araçlarını yoğun olarak kullanan çocuklarda ilkokul çağlarında artarak devam eder.  Önceleri başarılı olmada 1. sırada olmak yeterli iken, şimdi buna ilaveten giydikleri, konuştukları ve yaptıkları ile de ardından söz ettirme çabası göstermeleridir.  Özgüveni yüksek olan çocuklarda daha sık görülen popüler olma sendromu, ayrı bir duruşu ve liderlik vasfına sahip olmayı gerektirir.

Küçük yaşlarda popüler olma, çocukların kendi yeteneklerini farketmeleri ile birlikte ailelerin de katkılarıyla sınırları aşabilmektedir. Bazen ister istemez çocukların övülmeleri ile bu yolda adımlar atılmış olabiliyor. Çocukluk döneminde başlayan popülerlik, kişilik özelliği müsait olan çocuklarda ergenlik çağına ve bunu takiben 20-25 yaşlarına kadar sürebilmektedir.

Popüler çocuk olmak; ebeveynlerin çocuklar üzerindeki otoritelerinin zayıflamasına, çocukların çevreye ve arkadaş ortamına uyum sağlamasında zorluk yaşamasına, doyumsuz olmasına, ilgi çekebilmek için taşkın davranışlar göstermesine, aşırı isteklerde bulunmasına, yeterli ilgi gösterilmemesinde mutsuzluk yaşamasına, kapris yapmasına neden olmaktadır.

AİLENİN ÇOCUĞA YAKLAŞIMI ÖNEMLİ!

Popülerlik davranışları sergileyen çocukları idare etmede alileler düşen görevler oldukça fazladır. Öncelikle çocuklar istedikleri her şeye sahip olamayacaklarını anlamalıdır. Kendini bir birey olarak kabul ettirmeye çalışan çocuk, tek başına hareket etme isteği gösterecektir. Burada önemli olan ailenin tutum ve davranışları olacaktır. Dışarıdan gelen yaklaşımlar için aile çok dikkatli olmalıdır. Çocukların özgüvenini kırmadan, popüler çocuk sendromu yaşamalarına izin vermemelidir.

Bunun için, çocukların sosyal medya hesapları kapatılmalı ya da yaşına uygun olarak kısıtlanmalı ve aileler tarafından takip edilmelidir. Çocukların cep telefonu, bilgisayar, tablet ile vakit geçirmeleri yaşına uygun olarak sınırlanmalıdır. Özgüvenlerini kırmadan çocuklara özel bazı davranış, karakter ve değerler üzerinde hassasiyetle durulmalı, ancak popüler olması dikkate alınmamalıdır. Hayatta yere sağlam basan davranışlar sergilemesi gerektiği anlatılmalıdır.

Bu yazı,  Öznur Simav– pedagog- aile ve iletişim danışmanının POPÜLER ÇOCUK SENDROMU NEDİR? makalesi kaynak alınarak yazılmıştır.

çocuk sağlığı kişilik özgüveni popüler sendromu popüler çocuk

Siz değerli anne ve anne adaylarınında düşüncelerini, emek vererek paylaştığımız hamilelik ve gebelik ile haberimizin altında yorumlarını görmekten mutluluk duyarız.

 

$ s Yorumları

  1. Merhabalar sevgili sagliklıbilgim ailesi.Aile diyorum çünkü gebelikte ve hamilelikte aradigim tüm soru işaretlerimi aklimdan kaldirdi Artık bir aile gibi oldu.Çok teşekkürler iyi ki varsınız kaleminize sağlık 🙏

  2. Merhabalar . Öncelikle teşekkür ederim paylaştığınız bilgilerden dolayı. Gebelik zamanımda bilmediğim bi çok bilgiyi sizler sayesinde öğrendim. Tekrar tekrar teşekkürler 😊🙏

  3. Gebelik dönemlerimde bu güzel bilgiler çok işime yarayacak. Sağlıklı Bilgiler için sağolun.

  4. Hamilelik dönemimi sizin sağlık haberleriniz ile gayet kolay ve rahat geçiriyorum teşekkür ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir