Pazartesi, Ağustos 2
Home>>Beslenme>>Fil Diyeti

Fil Diyeti Nedir? Nasıl Yapılır?

Fil diyeti, lenf kanallarının iltihaplanarak şişmesine neden olan fil hastalarının uygulamaları gereken diyettir. Kol, el, bacak, memeler veya cinsel organların şişmesine sebep olan hastalık doktor, psikolog ve diyetisyen eşliğinde yapılan tedavilerle iyileştirilmeye çalışılır. Kilo artışıyla kendini gösteren ve iştah mekanizmasını etkileyen hastalıkta vücutta ödem ve su oluşumunu engelleyecek diyetler yapılmaktadır.

Fil hastalığında uygulan diyette beslenme

Protein tüketimi: Hastalığı önleyebilecek özel bir beslenme şekli bulunmasa da, sağlıklı beslenme şekli sağlığın devamlılığını sağlamak ve stresle baş edebilmek için gereklidir. Sağlıklı beslenmek için günlük gereksinim olan protein, karbonhidrat, vitamin, mineral, yağ, sıvı gibi dengelerin sağlanması gerekir. Hastaların dokularının arasında proteinden zengin olan sıvı birikmesi olduğundan, günlük gereksinim dengesi protein ve sıvı ağırlıklı olmalıdır. Vücudun temel taşlarından olan proteinlerin kendine has görevleri vardır. Bunlar;

  • Yaralanan dokunun yapılanmasını ve yeni doku oluşumunu sağlayan proteinler
  • Enzimlerin ve hormonların yapımında kullanılan proteinler
  • Enfeksiyonlarla mücadele edecek antikorların yapımında görev alan ve bağışıklık sistemini güçlendirmeye yarayan proteinler
  • Kanın besin maddelerini ve oksijeni taşımasına yardımcı olan proteinler
  • Konnektif dokunun ve kas yapısını oluşturan proteinler bazılarıdır.

Proteinler insan vücudunda gelişme, büyüme ve yaşamı sürdüren besin maddeleridir. Hastaların dokularının arasında proteinden zengin sıvı birikimi olması, protein tüketimini kesmelerini gerektirmemektedir. Hastaların diyetleri boyunca günlük olarak 20-30 gram protein tüketmeleri gerekir. Ancak sağlık için önerilen oran 60-75 gram düzeyindedir. Günlük oran tüketilmezse, protein ihtiyacı doku ve kaslardan alınır. Protein açısından fakir bir diyet Konnektif dokunun zayıflamasına neden olur. Bu yüzden hastalıkta protein kısıtlaması şişliklerin kontrol altına alınmasına yardımcı olmaz. Aksine ödemin artmasına sebep olur. Aynı zamanda bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve enfeksiyon riski oluşumuna zemin hazırlanır.  

Su tüketimi: Hastaların uygulayacağı diyet programı içinde günlük su tüketimi 8 bardak olmalıdır. Sıcak havalarda bu miktar arttırılmalıdır. Suyun yeteri kadar alınması vücuttaki sıvı dengesini sağlamaya ve atık maddelerin dokulardan atımını gerçekleştirmektedir. Sıvı alınımı azaltılması ödemin inmesini sağlamaz. Protein açısından zengin olan ödem, vücudun diğer taraflarından sıvıyı bulunduğu yere çekecek ve ödemin artmasını sağlayacaktır. Diyet sırasında kafein içeren içeceklerin alınması, alkol kullanılması idrar oluşumunu arttıracağından, vücutta sıvı oranında azalmaya neden olur. Bu sebeple bu tür içecekler az miktarda tüketilmelidir. Bunlar aynı zamanda vücuda besin katkısı yapmadığından, tüketiminin kısıtlanmasında bir zarar olmayacaktır. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir