Pazar, Mayıs 9
Home>>Hastalıklar>>Egzamadan Korunmak İçin Yapılması Gerekenler Neler ?
HastalıklarTedaviler

Egzamadan Korunmak İçin Yapılması Gerekenler Neler ?

Egzamadan Korunmak İçin Yapılması Gerekenler Neler ?

Egzamanın en çok görüldüğü dönem nem oranının ve havaların eksiye doğru gitmesiyle kış aylarında daha tehlikeli bir sürece giriliyor.

Uzmanlar, kış aylarıyla birlikte havanın soğuması, nem oranının düşmesi ve derinin kurumaya başlaması dolayısıyla egzama vakalarında artış olduğunu belirtti.

Egzama (dermatit) hastalığının, derinin iç ve dış faktörlere verdiği ateşlenme yanıtı sonucu oluşan tabloların genel adı olduğunu ifade eden dermatoloji uzmanı Dr. Tuğba Türker, Atopik dermatit (alerjik egzama), Kontakt dermatit (temas egzaması), Nörodermatit (sinirsel egzama) ve Seboreik dermatitin (yağlı deri egzaması), dermatoloji pratiklerinde en sık karşılaşılan başlıca egzama türlerinden olduğunu kaydetti.

Alerjik egzamanın genetiğin, bağışıklık sisteminin ve çevresel faktörlerin rol oynadığı bir egzama türü olduğuna işaret eden Türker, “Saman nezlesi, gıda alerjisi ve astım gibi diğer alerjik hastalıklara da eşlik edebiliyor. Temas egzamaları, deriye dıştan temas eden çeşitli maddelerin oluşturduğu egzamalardır. Sinirsel egzama ise, genel olarak bir sıkıntı ve stres anında ortaya çıkan bir egzama türüdür.

Sinirsel egzama kişilere çok zor zamanlar yaşatabiliyor. Yağlı deri egzaması özellikle derinin fazla yağ salgılamasıyla ortaya çıkan ve yine stres yoğunluğuna göre atak yapabilen bir deri hastalığı çeşididir” dedi.

Bebeklerdeki egzama belirtileri hakkında bilgi veren Türker, “İlk işaretini doğumdan 2 ay sonra, yanaklarda kızarıklık ve kuruluk şeklinde veriyor.

Zaman zaman sulantılı, deri çatlakları ile seyreden ve yaklaşık 1 yaşa kadar da azalıp artan deri belirtileriyle kendini gösteriyor. 1 yaştan sonra kol ve bacaklarda önceleri dış yüzlerinde, oyun çocuğu döneminde de kıvrım/büklüm yerlerinde deri belirtileri ortaya çıkıyor. Ortalama 15 yaş civarında da atakların arkası kesiliyor.

Ergenlik ve yetişkinlik döneminde ise deri, her zaman kurumaya meyilli oluyor. Kaşıntı çok şiddetli ortaya çıkıyor. Gözaltlarında koyu renkli halkalar (gözaltı morlukları) gelişebiliyor. Kışla birlikte artan, yazın düzelen yakınmalar ortaya çıkıyor” diye konuştu.

“TEDAVİ SÜRECİNDE YÜNLÜ GİYSİLER GİYMEYİN”

Egzama tedavisinde kaşıntının azaltılması, derinin kuruluğunun giderilmesi ve gerginlik, endişe gibi duygu durum değişikliklerinin hafifletilmesinin amaçlandığını ifade eden Türker, “Egzamada esas tedavi, korunma tedavisidir. Egzamayı tetikleyici faktörlerden kaçınılabildiği ölçüde atak sıklığı ve şiddeti azalıyor. Kış aylarında ortam ısısı sabitlenmeli ve yeterli nem korunmalı. Yünlü giysilerden kaçınılmalı, giyilecekse de mutlaka penye/ pamuklu içlik üzerine giyilmeli.

Banyo sıklığı haftada ikiden fazla olmamalı. Sabunlanma ise haftada birden fazla olmamalı. Çok sıcak su tercih edilmemeli, keseden, sert liflemeden kaçınılmalı. Banyo çıkışı ilk 3 dakika içerisinde, nemlendirici tüm deriye sürülmeli.

Evdeki kumaş yüzeyler ve halılar, kadife perdeler akarlara (ev tozları) karşı üretilen solüsyonlarla silinmeli, ev sık sık havalandırılmalı, temizlikte elektrikli süpürge kullanılmalı ve duvarlar nemli bezle silinmeli. Yatak odasında yünlü ya da polar battaniye, yorgan, tüylü halı ve oyuncak gibi toz çeken eşyalar bulunmamalı.

Perde yerine stor tercih edilmeli. Evde kedi, köpek, kuş gibi ev hayvanları beslenmemeli. Stresten uzak kalınmalı” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Salih Koçoğlu, hastalığın halk arasında daha çok peynirden kaynaklandığının bilindiğini belirterek, ancak çiğ etten elde edilen ve bölgede de sıkça tüketilen çiğ köftenin de bruselloza neden olabildiğini söyledi.

Koçoğlu, “Aslında pek kimsenin bilmediği, herkesin süt ürünlerinden kaynaklandığını sandığı ve bölgemizde sıkça tüketilen çiğ köftede de yine aynı risk var. Çünkü çiğ köfte eti pişirilmeden hazırlandığı için, o et eğer brusellozlu bir hayvandan elde edilmiş ise, o çiğ köfteyi tüketen kişi brusellozlu olur. Bundan korunmak adına ya hastalıklı olmadığından emin olduğumuz, veteriner kontrolünde kesilen hayvanların etlerini almalıyız ya da etleri çiğ bir şekilde tüketmemeliyiz. Aksi taktirde risk grubunda olma ihtimalimiz yüksek olur” dedi.

Özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde aşılanmamış hayvanların var olması ve bunların sütlerinden kaynatılmadan peynir hazırlanmasının çok ciddi bir problem olduğunu dile getiren Koçoğlu, son yıllarda vaka sayısı kısmen azalsa bile, halen takip ettikleri çok sayıda hastanın var olduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Koçoğlu, “Zamanımızda brusellozu eradike etmek çok kolay değil. Türkiye kendi hayvanlarını ne kadar aşılasa da, komşularından kaçak hayvan hareketleri oluyor. Bu da yine hastalığı kontrol etmede çok önemli bir zorluk. Özellikle İran, Suriye gibi ülkelerden kaçak hayvanların getiriliyor olması, enfeksiyonun yayılmasında çok ciddi bir problem” şeklinde konuştu.

Kişisel korunmada en önemli yönteminin sütleri kaynatarak ya da pastörize ederek içmek olduğunu ifade eden Koçoğlu, bir diğer yöntemin ise nasıl ve hangi hayvanlardan üretildiği bilinmeyen peynirleri, öncelikle sıcak suda bekletip daha sonra tüketmek olduğunu söyledi.

Koçoğlu, “Bilmediğimiz peynirleri yemememiz lazım. Bizim bildiğimiz peynir hazırlama tekniğinde, örgü peynirde risk yok çünkü eritilerek hazırlandığı için bakterileri öldürmüş oluyoruz. Ancak topak peynirde eğer aldığımız kişiden emin değilsek, bu peynirleri sıcak suyun içine koyup kaynatarak, bir süre beklettikten sonra tükettiğimizde oluşabilecek riskleri ortadan kaldırmış olacağız.

Eğer biz topak peynirleri doğrudan pazardan alıyorsak, ya tuz oranı yüksek olan bir suda 3 ay süreyle bekleteceğiz ya da bir müddet kaynar suda bekletip öyle tüketeceğiz. Maalesef Türkiye’ye gelip peynir yiyip brusella olan ve ülkelerine geri giden çok sayıda yabancı turist var. Yabancılar nezdinde de böyle kötü bir şöhretimiz var” diye konuştu.

Hastalığın belirtileri olarak yüksek ateş, eklem tutulmaları, bazen psikolojik bozukluklar gibi durumlar olduğunu belirten Koçoğlu, bu rahatsızlıkların olması durumunda doktora başvurulmasını istedi.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir