Cuma, Şubat 26
Ev>>Hastalıklar>>Cüzzam Hastalığı Nedir? Tedavisi Nasıl Yapılır?
HastalıklarNe Nedir?TedavilerTıp Sözlüğü

Cüzzam Hastalığı Nedir? Tedavisi Nasıl Yapılır?

Cüzzam Hastalığı İle İlgili Bilinmeyenler

Ülkemizde hala yaşanmakta olan bu hastalık aslında yıllar önce bitmesi gereken bir utanç kaynağı. Cüzzam nedir, kimlerde görülür, tedavileri..

Eskiden toplum dışına itilen kurbanlarıyla korkunç ve çağ dışı bir hastalık olarak bilinen cüzzam, günümüzde ender görülen bir hastalık.

Dünyada her yıl 200 bin civarında yeni lepra (cüzzam) hastası tedaviye alınırken, Türkiye’de ise yeni hastalar dışında kayıtlı lepralı sayısı 2 bin 500 civarında. Geçen yıl da 9 cüzzamlı hasta tespit edildi. Her yıl ocak ayının son pazar günü olarak ilan edilen “Dünya Cüzzam Günü” ve 25-31 Ocak tarihleri arasında kutlanan “Cüzzam Haftası” dolayısıyla, Lepra Deri ve Zührevi Hastalıkları Hastanesi Dermatoloji uzmanlarından Ümmühan Kaya, soruları yanıtladı.

Kaya, damlacık yoluyla, ama zayıf derecede bulaşan cüzzamın 5-10 yıllık uzun süren kuluçka dönemi olduğunu anlattı. Hastalığın uzun zaman sonra klinik belirti verdiğini ve sinsi ilerlediğini ifade eden Kaya, ciltte döküntüler yapan rahatsızlık olarak bilinen cüzzamın, vücuda alındıktan sonra kollar ve bacaklardaki uyarıları beyne ilettiğini, sinirlerde yerleşip çoğaldığını söyledi.

Hastalığın 1981 yılında Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği 3′lü yöntemle artık başarılı bir şekilde tedavi edilebildiğini belirten Kaya, “Dünyada her yıl 200 bin civarında yeni cüzzam hastası tedaviye alınıyor. Türkiye’de yeni hastalar dışında kayıtlı lepralı 2 bin 500 civarında. Bu Dünya Sağlık Örgütü’nün ön gördüğü 10 binde binin altındaki rakamın çok daha altında” dedi.

“2020′DE 6′SI YENİ TOPLAM 9 HASTAMIZ OLDU”

Cüzzamın, temel sağlık hizmetlerinin yerinde ve doğru bir şekilde alınmasıyla dünyada ortadan kaldırılacağına inanılan bir rahatsızlık olduğunu vurgulayan Kaya, “Türkiye’de bununla ilgili saha çalışmaları 1983′lerde başladı. 1997′lere kadar saha çalışmaları başarıyla devam etti. 2008-2009-2010 yılında yeni hasta sayıları 3 ile 5 arasında. 2011′de 3 yeni hasta, 2012′de de 3 nüks, 6′sı yeni toplam 9 hastamız oldu. Bu hastalar düzgün bir şekilde 3′lü tedavilerine devam ediyorlar. Bu hastalarda bizim eski hastalardaki sakatlıklar yaşanmayacak. Son yıllarda yeni hasta sayılarında ufak bir değişiklik olsa da biz hala lepranın Türkiye’de azalacağına ve bittiğine inanıyoruz. Son yıldaki rakamlar artmış gibi gözükse de, çalışmalarımız devam ettiği sürece lepranın Türkiye’de biteceğine inanıyoruz” diye konuştu.

YENİ HASTALAR ESKİLERİN ÇOCUKLARI

Hastanede yatan 10 hastanın cüzzamdan kaynaklanan el ve ayaklarda oluşan sakatlıkları nedeniyle tedavi edildiğini ifade eden Kaya, “Biz toplam 12 hastanın takibini de yapıyoruz. Bunların yakınlarını da takip ediyoruz. Bizim eski hastalarımızda oluşan sorunlar oluşmayacak. Cüzzam, hastaların ailelerinde, yakın çevrelerinde, kişinin çocuklarında görülebiliyor. Aile hastalığı. Uzun süreli kuluçka dönemi olduğu için klinik belirtilerin ortaya çıkması 20-25 yılı bulabiliyor. Yeni vakaların erken yakalanması için, bu hastaların ailelerini, çocuklarını takip etmek durumundayız. Hastaların büyük çoğunluğu yine eski lepralı hastaların çocukları. 12 hastanın, çoğunluğu temas öyküsü olan hastalar” diye konuştu.

Cüzzamlı biriyle uzun süreli yakın temas halinde, hastalığın geçmesi için bu konuda savaşacak olan bağışıklık sistemininde bir defektin (eksiklik) gerektiğini belirten Kaya, lepranın ürkülen çekinilen bir hastalık olduğu için, dünya lepra günüyle bu tür ön yargıların değiştirilmesinin amaçlandığını vurguladı.

TEDAVİ EDİLEN CÜZZAM BULAŞMAZ

Kaya, hastalığın doğru zamanda, uygun tedavi yapılmazsa kalıcı sakatlık bıraktığını belirterek, hastanedeki hastaların büyük çoğunluğunun da bu sakatlıkları nedeniyle yattıklarını söyledi. Sinirlerde kalıcı hasar geliştiğinde, bu hastaların ellerinde, ayaklarında, gözlerinde duyu kusurları ve buna bağlı his kaybı oluştuğunu, ayaklarda ellerde açılan yaralardan haberdar olunamadığını ifade eden Kaya, el ve ayaklardaki sakatlıkların kalıcı olmaları durumunda geri döndürülemediğini, hastaların fizik tedavi gibi uygun egzersizleri alması gerektiğini vurguladı.

Bazen hastalıklarını saklayan lepralıların bunu doktora bile söylemediklerini belirten Kaya, şöyle devam etti:
“Tedavi 2 yıl sürüyor. Tedavi aldıktan sonra desteğe ihtiyaç duyuyorlar. Bunun normalde çağ dışı bir hastalık olduğunu kabul etmemiz gerekiyor ve bununla ilgili gereken duyarlılığı teşhis ve tedavi konusunda göstermemiz gerekiyor. Sakatlıkları olan hastalar şu anda az sayıda ama bunun sayılarının artmaması gerekir. Lepra hastasının, toplumda, hayatın içinde yaşayabilmesi gerekiyor. Hastanın 2 yıl tedavisi sürdüğü düşünülürse, hastalık tedaviye başladıktan 4 hafta sonra bulaştırıcı özelliğini kaybeder. Geri kalan 19 ay sadece tedavinin tamamlanması süresidir. Aktif bir hasta, tedaviden 4-5 hafta sonra bulaşıcılığını kaybeder. Normal yaşantısına devam eder. 2 yıl sürecek tedavinin önemli bölümünü aldıktan sonra ayakta takip ettiğimiz hastalar toplum içinde bizlerle birlikte yaşayabilirler. Hastaların hiçbir şekilde dışlanması gerekmiyor. Tamamen bizimle iç içe yaşaması normal. Biz bu hastalardan hiçbir şekilde cüzzamlıdan korkar gibi korkmayacağız.”

YARALAR NEDENİYLE TEDAVİ GÖRÜYORUM

Lepra Deri ve Zührevi Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi gören hastalardan biri, cüzzam tanısının 13 yaşındayken konulduğunu ve 20 yıldır cüzzamla yaşadığını söyledi. Ellerindeki sakatlıklar nedeniyle 2001′den beri tedavi edildiğini belirten hasta, ilk tanı sürecini “Ellerim su topladı yara çıktı. Doktorlar hastalığı çıkartamadılar. Cüzzamı bilmiyordum. Beni buraya gönderdiler. Tedavi için 10 yıldır buraya gidip geliyorum. Ellerimi düzeltmek için ameliyat oldum” şeklinde ifade etti. Hasta, 13 yaşında tanı konulduğu için de kendini şanslı hissettiğini söyledi.

40 yıldan beri hastalıkla mücadele eden diğer hasta da, “20′li yaşlarımda tanı konuldu. 10 seneden beri de ayaklarım bozuldu. Yara oluştu, şekil bozuldu. Yaralar çok büyük. Hastanede ayağımdaki yaradan dolayı yatıyorum. Yaralarım kapanmadığı için özel bir cihazla ayaklarım tedavi ediliyor. Şekil bozukluğu nedeniyle de özel ayakkabı giyiyorum. Ölçülerimize göre, isteyince ayakkabı gönderiyorlar” diye konuştu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir