Çarşamba, Nisan 21
Home>>Hastalıklar>>Çocuk Hastalıkları>>Çocuklarda Çiçek Hastalığı Artık Görülmeyecek mi?
Çocuk HastalıklarıHastalıklarSağlık HaberleriTedaviler

Çocuklarda Çiçek Hastalığı Artık Görülmeyecek mi?

Çocuklarda Çiçek Hastalığı Artık Görülmeyecek mi? Çiçek Hastalığının Nedeni ve Çözümü Nedir?

Çocukluk çağı aşı takvimine eklenen su çiçeği aşısı ile birlikte çiçek hastalığı görülme oranı düşecek..

Çocukluk çağı aşı  takvimine eklenen su çiçeği aşısının Sağlık Bakanlığı’nın laboratuvarındaki  analizi tamamlandı. Aşı kısa süre içinde 12 aylık bebeklere uygulanmaya  başlanacak.
Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkan Yardımcısı Mehmet Ali  Torunoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, su çiçeğinin daha çok çocukluk  döneminde geçirilen bir hastalık olduğunu, zaman zaman ciddi komplikasyonlara yol  açıp ölüme yol açtığını vurguladı.

Hastalığın sadece çocuğu değil aileyi de etkilediğini, hastalığa yol açan  virüsün ileri yaşlarda, ”zona” denilen ve şiddetli ağrıyla seyreden bir cilt  hastalığa neden olduğunu kaydeden Torunoğlu, ”Su çiçeği dünyada olduğu gibi  ülkemizde de yaygın olarak görülüyor. Uygulayacağımız ücretsiz aşıyla artık  çocuklarımızı bu hastalığa karşı da koruyacağız” dedi.

”Halk sağlığına en büyük hizmet”
Sağlık Bakanlığı’nın aşı takvimine son yıllarda önemli aşılar eklendiğini  hatırlatan Torunoğlu, şu bilgileri aktardı:

”Halk sağlığına yapılacak en büyük hizmet temiz su ve aşılamadır. Birçok  hastalık dünyadan aşılama sayesinde ortadan kalktı. Örneğin çiçek hastalığı aşı  sayesinde yer yüzünden silindi. Artık bu hastalığa karşı aşı yapmıyoruz. Çocuk  felci ise yine ortadan kaldırılmak üzere. 1998’den beri ülkemizde çocuk felci  görülmüyor. Türkiye de aşılamada büyük başarılar elde etti, aşılama oranlarımız  yüzde 97’lere ulaştı. Artık yerli virüs kaynaklı kızamığa, bu sayede de SSPE  denilen, çocukları yatağa bağlayan hastalığa rastlamıyoruz. Eskiden 120-130  civarındaki SSPE vaka sayısı bugün 20-30’a indi. Bunlar da geçmişte aşılanmayan  çocuklarda ortaya çıkıyor. 1998’de bin bebekten 28’ini çeşitli hastalıklardan  kaybederken bugün bu sayı 7’ye indi. Bu başarıda aşılama çalışmalarının büyük  katkısı var.”

2019’de sadece 7 hastalığa karşı aşı uygulanırken bugün sayının 13’e  ulaştığını bildiren Torunoğlu, ”Aşı takvimine yeni bir aşı eklemek oldukça  maliyetli. Dünyada su çiçeği aşısını sadece 6 ülke uyguluyor. Biz 7. ülke  olacağız. Avrupa bölgesindeki birçok ülkede su çiçeğine karşı aşı, aşı takviminde  bulunmuyor” şeklinde konuştu.

Aşı takvimine alınan su çiçeği aşısının analizinin Sağlık Bakanlığı  Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Biyolojik Kontrol Laboratuvarı’nda  tamamlandığını bildiren Torunoğlu, ”Aşı artık kullanıma hazır. Bugün yarın  uygulamaya başlayacağız” diye konuştu.

Torunoğlu, aşının 12 aylık bebeklere tek doz uygulanacağını bildirdi.

Su çiçeği nedir?
Daha çok 2-8 yaşları arasında rastlanan ancak her yaşta ortaya çıkabilen bir hastalık olan su çiçeği, kış ve ilkbahar aylarında daha sık görülüyor.

Çok yaygın görülmekle birlikte ağır belirtilere yol açmayan hastalıkta,  döküntüler deride içi sıvı dolu kabarcıklar halinde oluşuyor. Çok bulaşıcı olan  hastalığa hafif belirtiler de eşlik ediyor. Virüs, su çiçeğinin yanı sıra zona  hastalığının da etkeni durumunda.

Virüsle yüklü tükürük damlacıklarının bulaşmasıyla oluşan hastalığa karşı  aşıyla korunma mümkün.

Sağlık Bakanlığı’nın aşı takvimi
Sağlık Bakanlığı’nın çocukluk çağı aşı takvimine göre uygulanan aşılar  şöyle:
-Hepatit B: Doğumda, birinci ve altıncı ayların sonunda
-BCG Aşısı: İkinci ayın sonunda
-Difteri, Aselüler Boğmaca, Tetanos, İnaktif Polio, Hemofilus İnfluenza  Tib B (Beşli Karma Aşı): İkinci, dördüncü, altıncı ayların sonunda, 18-24’üncü  ayda pekiştirme dozu
-Konjuge Pnömokok Aşısı: İkinci, dördüncü ve altıncı ayların sonunda, onikinci ayda pekiştirme dozu
-Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak: Onikinci ayda, ilköğretim birinci  sınıfta pekiştirme dozu
-Difteri, Aselüler Boğmaca, Tetanoz, İnaktif Polio (Dörtlü Karma Aşı):  İlköğretim birinci sınıfta pekiştirme dozu
-Oral Polio Aşısı: Altıncı ayın sonunda, 18-24’üncü ayda
-Erişkin Tipi Difteri: İlköğretim sekizinci sınıfta pekiştirme dozu
-Hepatit A: 18 ve 24’üncü aylarda birer doz

Çocuklarda Solunum Yolu Enfeksiyonu Tedavisinde Dinlenme ve Beslenme Önemli

Üst solunum yolu enfeksiyonları çocuklarda tehlikeli olabilir. İlaç yerine iyi beslenme ve bolca dinlenme daha etkilidir..

Liv Hospital Çocuk Hastalıkları Bölüm  Başkanı Prof. Dr. İpek Akman, üst solunum yolları enfeksiyonlarından çocukların  daha çok etkilendiğini belirterek, ”Çoğunlukla viral hastalıklardır ve  antibiyotik tedavisine gerek duyulmaz. Bu gibi durumlarda hasta dinlenmeli ve  beslenmesine dikkat etmelidir” dedi.

Prof. Dr. Akman, solunum yolu enfeksiyonlarında vücut direncinin yüksek  tutulması gerektiğini ifade etti.

Vücut direnci düştüğünde enfeksiyonun ilerleyebildiğini anlatan Akman,  enfeksiyonu olan çocuğun uzman bir doktor tarafından değerlendirilmesi ve  tedavisinin planlanması gerektiğini vurguladı.

Akman, üst solunum yolları enfeksiyonlarının nezle, boğaz ve kulak ağrısı  ile ateş gibi bulguları olabildiğini aktararak, ”Üst solunum yolları  enfeksiyonlarından çocuklar daha çok etkileniyor. Çoğunlukla viral hastalıklardır  ve antibiyotik tedavisine gerek duyulmaz. Bu gibi durumlarda hasta dinlenmeli ve  beslenmesine dikkat etmelidir” ifadelerini kullandı.

Vücudumuzun hastalıklara karşı bir savunma mekanizması olduğunu belirten  Akman, şöyle devam etti: ”5 yaşından küçük çocukların bağışıklık sistemi henüz gelişimini  tamamlamamıştır. Enfeksiyonlar erişkine göre daha sık ve daha ağırdır. Bazı  çocuklarda genetik bir sorun sonucu çocuğun bağışıklık sisteminde kalıcı bir  eksiklik bulunabilir. Bu çocuklar çok sık hastalanırlar, hastaneye yatmaları  gerekebilir. Bu durumun bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekir.”

Akman, beslenme bozukluklarının bağışıklık sistemini zayıflatıp sık  enfeksiyonlara yol açabildiğine işaret ederek, ”Özellikle 1 yaşına kadar anne  sütüyle beslenmiş bebekler sütteki koruyucu hücreler ve antikorlar sayesinde daha  az enfeksiyon geçirirler. Daha ileriki yaşlarda tüm besin gruplarını dengeli  oranlarda içeren, yaşa uygun beslenme programı bünyeyi güçlü tutar. Sağlıklı  beslenen kişinin sürekli vitamin alması gerekli değildir. Bilimsel açıdan  vitaminlerin solunum yolları enfeksiyonlarına karşı koruyucu bir özelliği olduğu  gösterilmemiştir ancak vücutta birtakım vitaminlerin eksik olduğu saptanırsa  vitamin kullanılabilir. Vitaminleri doğal gıdalardan almak daha yararlıdır.  Örneğin turunçgillerin bol tüketimi önerilir. Zayıflık gibi aşırı kilo da pek çok  soruna yol açar. Obez çocuklarda da enfeksiyonlara yatkınlık artmıştır. Bu  çocuklarda üst solunum yollarında yağ birikimi sonucu daralma olabilir, sık  enfeksiyon görülebilir” değerlendirmesinde bulundu.

-”El yıkama birincil koruma yöntemi”-
Prof. Dr. Akman, kalabalık ortamların çocukların birbirlerine enfeksiyon  bulaştırma ihtimalini arttırdığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

”Kreşe yeni başlayan çocuk o sene farklı mikroplarla tanışarak sık  enfeksiyon geçirebilir. Solunum yolu enfeksiyonuna neden olan mikroplar, hasta  kişilerin bulunduğu ortamda solunan havadan nefes yoluyla veya öpüşürken, el  sıkışırken ortaya çıkan damlacık enfeksiyonu yoluyla alınır. Bu nedenle el  yıkamasına dikkat etmek, solunum yolu enfeksiyonlarından korunmada birincil  koruma yöntemi olarak da kabul edilir. Alerjisi olan çocuklarda burun tıkanıklığı  sıktır, sinüzite yatkınlık vardır. Sigara dumanına maruz kalan çocuklarda hem alt  hem üst solunum yolu enfeksiyonları daha sıktır.”

Akman, çocuğun tüm aşılarının düzenli olarak yaptırılması ve kaydının  tutulması gerektiğini vurguladı. Çocukları Kışın Enfeksiyondan Korumanın Yolları

Grip ve nezle gibi solunum yolu hastalıklarından çocuklar daha sık etkilenir. Peki onları bundan nasıl koruruz?

Aileler çocuklarını üst solunum yolu enfeksiyonlarından korumak için neler yapmalı, çocuklar nasıl beslenmeli? Liv HOSPITAL Çocuk Hastalıkları Bölüm Başkanı Prof. Dr. İpek Akman anlattı.

Solunum yolları enfeksiyonları enfeksiyonun yerleştiği bölgeye göre üst ve alt solunum yolları enfeksiyonları olarak ikiye ayrılır. Üst solunum yolu enfeksiyonu dediğimizde, kulak, burun, boğaz bölgesi enfeksiyonlarını, alt solunum yolu enfeksiyonları dediğimizde ise bronşitler ve zatürre dediğimiz enfeksiyonlar kastedilir. Üst solunum yolları enfeksiyonlarının nezle, boğaz ağrısı, kulak ağrısı ve ateş gibi bulguları olabilir. Çoğunlukla viral hastalıklardır ve antibiyotik tedavisine gerek duyulmaz. Bu gibi durumlarda hasta dinlenmeli ve beslenmesine dikkat etmelidir.

VÜCUT DİRENCİ YÜKSEK TUTULMALI

Tüm solunum yolu enfeksiyonları için önemli olan başlangıçta kişinin vücut direncini yüksek tutmasıdır. Vücut direnci düştüğü zaman enfeksiyon ilerleyebilir, olaya eklenen bakteriler enfeksiyonu ağırlaştırabilir. Alt solunum yolları enfeksiyonlarında öksürük ve göğüste yanma hissi, balgam çıkarma, nefes darlığı gibi şikayetler görülebilir. Genel durum bozukluğu, aşırı halsizlik ve ateş önemli bulgulardır. Örneğin zatürrede genellikle üşüme ve titreme ile birlikte yükselen ateş olabilir. Enfeksiyonu olan çocuğun uzman bir doktor tarafından değerlendirilmesi ve tedavisinin planlanması gereklidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir