Salı, Mayıs 11
Home>>Hastalıklar>>Ağız ve Diş Sağlığı>>Çene Kemiği Erimesi Tedavi Yöntemi

Çene Kemiği Erimesi Tedavi Yöntemi

Trombositten Zengin Fibrin ( PRF) ve Trombositten zengin Plazma yöntemiyle çene kemiği tedavisi..

Konsantre Büyüme Faktörü hastanın kendi kanında bulunan kök hücrelerden elde ediliyor ve uygulandığı hücrede iyileşmeyi hızlandırıyor. Çene kemiği erimiş bir kişinin implant için bekleme süresi 6 aydan birkaç aya kadar düşüyor… Bu yöntem tıbbın her alanında da iyileşmeyi hızlandırmak amacıyla kullanılıyor.   Kayıp ya da hasarlı doku parçalarını yeniden oluşturabilme isteği modern tıbbın en çok araştırılan tedavi yöntemlerinden olagelmiştir. Yapılan araştırmalarda en iyi doku iyileştiricinin, CGF (Concentrated Growth Factor) denilen, hücrede yenilenmeyi tetikleyen, hastanın kendi kanındaki kök hücrelerden elde edilen, büyüme faktörleri olduğu görülmüştür. İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Serhat Yalçın hali hazırda kullanılan Trombositten Zengin Fibrin ( PRF) ve Trombositten zengin Plazma (PRP)  olarak adlandırılan iyileştiricilerin, yeni teknolojiler sayesinde daha konsantre ve etkili hale getirildiğini söyledi. Yalçın, “Yenileyici tıp araştırmaları, hastanın kendi kanında sıra dışı iyileştirici gücün olduğuna inana gelmiştir. Bugüne kadar gelinen noktada da bunun ispatlandığını görüyoruz. Konsantre Büyüme Faktörü olarak özetleyebileceğimiz bu yaklaşımda daha önceki yöntemlerden farklı olarak kanın sadece bir parçasının değil tüm iyileştirici ve rejeneratif karakteristiği kullanılıyor. Böylece daha önceki yöntemlerimiz PRP, PRGF ve PRF’nin de ötesine geçilmiştir. CGF yani mucize iyileştirici de diyebileceğimiz Konsantre Büyüme Faktörü, sabit bir sıcaklıkta değişik hızlarda kontrollü bir şekilde bir rotor (Santrafuj Cihazı) tarafından döndürülen ve toplardamar kanının ayrıştırılmasından elde ediliyor” şeklinde konuştu.

Yalçın şöyle devam etti: “CGF özel bir santrifüj cihazı ile elde edilmektedir. Elde edilen kan  üç katmandan oluşur: En üstte asellüler plazma (PPP), ortada  CGF ve en alttada kırmızı kan hücreleri (RBC) katmanlarıdır. Orta katman diğer katmanlardan ayrılarak hastalarda kullanılır. CGF’de bol miktarda büyüme hormonları; TGF-β1 ve VEGF bulunmaktadır. Buna ek olarak, PRP veya PRF’nin aksine elde edilen kanda hastanın kendi kök hücreleri, CD34 de elde edilmektedir.”

Çene Kemiği Eriyen Hastalarda Bekleme Süresi Kısaldı

Bu yeni teknolojiyi ağız ve diş sağlığında iyileşme sürelerini hızlandırmak için kullandıklarını belirten Yalçın, günümüzde implant yüzeylerine fiziksel ve kimyasal olarak uygulanan özel işlemlerle, implantın kemikle bütünleşmesinin hızlandırılması sağlanarak, bekleme süresinin minimize edildiğini söyledi. Yalçın, geliştirilen kemik greftleri yani sentetik ve hayvan kaynaklı kemik tozları, hastanın çene kemiğinde başka bir bölgeden alınan kemik dokusunun eksik bölgeye transferi, hastadan alınan bir tüp kan ile hazırlanan Konsantre Büyüme Faktörü (CGF) ile operasyon bölgesinde kemik oluşumunun ve yara iyileşmesinin hızlandırıldığını söyledi. Yalçın bu uygulamalar ile  çene kemiğinin elverişsiz bölgelerinde de implant uygulayabildiklerini belirtti. Yalçın, “İmplant teknolojilerinde bugün geldiğimiz noktada, sabah dişsiz bir ağızla kliniğimize gelen bir hasta akşam saatlerinde implantları ve protezleri ağzına takılmış olarak yani yeni dişleriyle kliniğimizden gülümseyerek çıkabilmektedir. Bu yenilikle birlikte implantın kemikle bütünleşmesi için gereken bekleme süresi sıfırlanmış, tekrarlayan tedavi seansları da en aza indirgenmiştir” dedi.

Hiç Dişi Kalmayana Gerekli İmplant Sayısı Azaldı

Prof Dr. Serhat Yalçın implant teknolojilerinde gelinen son noktada ağzında hiç dişi kalmayanlar için gerekli implant sayısının da azaltıldığını söyledi. Yalçın, “ Tüm diş eksikliğinin giderilmesi için ideal implant sayısı için üst çenede ortalama 8, alt çenede ise 6 implant uygulanmasını önermekteydik.  Hastaların çene kemiklerinin yetersiz olduğu veya anatomik engellerin olduğu durumlarda  maliyeti de düşürmek amaçlı bugün üst çenede 6, alt çenede ise 4 implant uygulayarak sabit protez uygulayabilmekteyiz. Bu implatların özelliği daha uzun ve açılı olması. Bu durum hem operasyon alanını ve süresini azaltmış hem de tedavinin hastaya getirdiği mali yükü önemli ölçüde rahatlatmıştır” şeklinde konuştu.

Klasik Protezler Tarih Oluyor

Yalçın, implant uygulamalarında diş hekimlerini kısıtlayan faktörlerin  günümüzde büyük oranda aşıldığını belirterek uzun süreli diş eksikliği ya da travmaya bağlı çene kemiğindeki erime problemlerinin çözümlerini anlattı. Yalçın, “Özel geliştirilen implant ve protez sistemleri sayesinde, açılı ve uzun şekilde yerleştirilen implantlar kullanarak kemik yapısıyla çok fazla oynamaya gerek duymadan da hastamıza birçok tedavi seçeneği sunabilmekteyiz. Bu sistemler operasyon alanını ve süresini kısaltarak, tedavi konforunu arttırmaktadır” dedi.

Çene Kemiğinin 3 boyutlu Görüntüsüyle Protezler Dizayn Ediliyor

Yalçın şöyle devam etti; “Gelişen tıbbi görüntüleme sistemleri, implant tedavilerinde de tatmin edici yeniliklere yardımcı olmuştur. Hastamızdan alınan tomografik görüntülerle tüm anatomik dokuların konumunu, kemiğin 3 boyutlu görüntüsünü elde edebilmekteyiz. Özel geliştirilen bilgisayar programları ile tomografik görüntüler üzerinde yapılacak olan implantların yeri, sayısı ve üstüne yapılacak olan protezler dizayn edilebilmektedir. Bu dizayna uygun olarak ağza birebir uyumlu olarak hazırlanan rehber kalıplar ile tüm risk faktörleri ortadan kaldırılarak implantlar çok basit bir cerrahi prosedür ile ağza yerleştirilmekte, operasyondan hemen sonra önceden hazırlanan protezler hastaya  uygulanmaktadır.”

Ciltte Yenilenme Amaçlı da Kullanılıyor

Yeni teknolojinin tıbbın farklı alanlarda kullanıldığını belirten Yalçın, CGF oluşturulması sırasında farklı işlemlerden geçirilerek elde edilen LPCGF yani “Likit Faz Konsantre Büyüme  Faktörü”nün cilde enjeksiyonu ile ciltte yenilenme, gençleşme ve ciltteki kırışıklıkların yok olmasının sağlandığını söyledi. Yalçın, “Bu tekniğin estetik merkezlerinde çok sık kullanılmakta olan PRP tekniğine göre en büyük avantajı, bu teknikte hastanın kanıyla herhangi bir kimyasal madde karıştırılmıyor. Başka bir değişle hastalarda yabancı cisim olmadan sadece kendi kanı ile işlem yapılmaktadır. Ciltteki değişiklikler yaklaşık 12-18 ay gibi bir süre devam etmektedir” dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir