Pazartesi, Ekim 18
Home>>Ebeveyn>>Anne ve Çocuk>>Bebek ve Çocuk Beslenmesi Tüyoları

Bebek ve Çocuk Beslenmesi Tüyoları

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Arzu Yaşaroğlu küçük bebek ve çocukların beslenmesini anlattı.

Kadıköy Şifa Kadıköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Arzu Yaşaroğlu Erkum 1 – 2 yaş grubu çocuklarının beslenmesi konusunda bilgi veriyor:

Bu yaş grubundaki günlük dengeli olarak et, süt, tahıl, meyve, sebze, yağ ve şeker grubu gıdaları tüketmeleri gerekir. Bu dönemde günlük 350 mg kalsiyum ihtiyacı vardır. 250 – 300 gr. süt, yoğurt ve bir kibrit kutusu beyaz peynir bu ihtiyacı karşılar. Kemik gelişimi için bu dönemde de D vitaminine ihtiyaç vardır. D vitamini içeren gıdalar yetersiz sayıda olduğu ve kışın güneşten yararlanma şansı az olduğu için bu yaş grubunda da 400 ünite D vitaminine devam etmek gerekir. Demir ihtiyacı bu dönemde de devam etmektedir. Demirden zengin gıdaların C vitamini ile verilmesine dikkat edilmelidir. C vitamini vücutta depolanmadığı için günlük alınmasında fayda vardır. İlk bir yıldan farklı olarak artık inek sütü içilmesine izin vardır. Bu dönemde 1 – 2 su bardağı yeterli olmaktadır. Fakat bazı bebekler ısrarla daha fazla inek sütü içmek isterler. Bu yaklaşım çocukları tek yönlü beslenmeye ittiği gibi, kansızlık, kabızlık gibi rahatsızlıklara da neden olabilir. Bu dönemde yumurta beyazı ve bal da yavaş yavaş diyete eklenebilir. Hala anne sütü olan anneler, 2 yaşa kadar emzirmeye devam edebilirler. Eğer anne sütü isteği çok yoğunsa ve diğer gıdaların alımını engelliyorsa kesilmelidir. Kesme döneminde bebeğin sağlık durumunun yerinde olması gerekmektedir. Aksi taktirde aile ve bebek büyük sıkıntılar yaşayabilir.
Vücudumuzun bir miktar tuza gereksinimi vardır. Ancak bu gereksinim ilk yıllarda fazla değildir. Günlük ihtiyacımız olan tuz miktarını tuz dışı besinlerden de karşılayabiliriz. Bu yüzden çocuklar ilk 1 yaşta tuz ile tanıştırılmamalı ve 1 yaş sonrası beslenmede de sofrada tuzluk bulunmamalıdır. Çocuğu tuzlu ve şekerli damak tadına alıştırmamak, ileri yaşlarda tuza ve şekere bağlı hastalıklardan korumak için yapılacak en önemli yatırımdır.

1 yaş sonrası dönemde en sık karşılaşılan sorun iştahsızlıktır. Bebeğinizin 1 yaşından sonra büyüme hızı azaldığından, fizyolojik iştahsızlık dönemi başlar. 6 – 9 ay arası 400 gr. alan bebeğinizin, 1 yaş sonrası ayda 200 gr. civarı alması normaldir. Aileye bu bilgi 1 yaşına girmeden önce verilmelidir. Aileler tarafından “iştahsızlık” olarak algılanan bu dönemin çoğu çocuk için normal olduğu belirtilmelidir. Ayda 200 gr. Civarı kilo alabilen, fizik muayenesi doğal bir çocuk, fazla beslenmek için zorlanmamalıdır. Her çocuk için, aileler ile porsiyonlar, besin kalite ve içeriği konuşularak belirtilmelidir.

Her çocuğun gelişim hızının kendine özgü olduğu, genetik potansiyeli ile sınırlı olduğu belirtilmelidir. Ailelerin iştahsızlık şikayeti durumunda, öncelikle çocuğun muayenesi yapılmalı, muayene bulguları normal, yaşına uygun persentilde büyüme hızı gösteren bir çocukta öncelikle aileler ile besin içeriği ve porsiyonların miktarı konuşulmalıdır. Çocuğun tükettiği besin, aileyi tatmin edecek miktarda değil, çocuğun gereksinimine göre ayarlanmalıdır. Çocuğun normal büyüme sınırlarında olduğu,verilen besinin yeterli olduğu konusunda aile ikna edilmelidir. İştahsızlık, büyüme hızında yavaşlama, persentil eğrilerinde (büyüme eğrileri) düşme ile birlikte,oluyorsa, tam kan sayımı, tam idrar tahlili ve hekimin gerekli gördüğü diğer testler ile hasta organik nedenler açısından araştırılmalıdır.

İştahsız çocuklarda başta süt olmak üzere, kola, meyve suyu, çay, su gibi içeceklerin yemekten hemen önce veya yemek sırasında tüketimi sınırlandırılmalıdır. Sunulacak besin porsiyonları annenin isteğine göre değil, çocuğun gereksinimine göre ayarlanmalıdır. Bir öğündeki besin reddedildiyse, farklı bir besin denenmeli, o da reddedilirse, yemesi için çocuk zorlanmamalıdır. Reddedilen besin aralıklarla çocuğa tekrar sunulmalıdır. Yemek saatleri düzenli olmalı, ödül olarak çikolata veya şeker gibi tatlı besinler verilmemelidir. Yemek, gerekirse, çocuğun ilgisini çekecek şekilde süslenmeli, çocuğa, besinlerin yararları oyunlarla anlatılmalı ve onun seçim yapmasına izin verilmelidir. Az miktarda yiyen çocuklarda sık öğünler oluşturulmalıdır. Belirgin sağlık sorunu bulunmayan çocuklarda iştahsızlığın psikolojik nedenlere bağlı olabileceği düşünülmeli ve bu konuyla ilgili uzmandan yardım alınmalıdır.

Öncelikle ebeveynlerin bilgilendirilmesi çok önemlidir. Mümkün olduğunca 1 yaş altı tuzlu, şekerli besinlerle çocuğu tanıştırmamak, 1 – 2 yaş arası ödül olarak şeker, çikolata gibi ürünleri kullanmamak, tüm ailenin bu konuda aynı özeni göstermesi gerekir. Ayrıca ailelerin model oluşturması, cips, kola, basit şekerleri mümkün olduğunca tüketmemesi, çocuklara bunların zararlarının anlatılması en faydalı yaklaşımdır. Çocuklara kola yerine ayran, kefir, patates kızartması yerine fırında patates veya püre, çikolata yerine dondurma sevdirilmeye çalışılmalıdır. Anaokulu, kreş ve okul kantinlerinin de bu doğrultuda denetlenmesi gerekir.

1 – 2 Yaş Dönemi Çocukları İçin Günlük Menü
Kahvaltı
2/3 su bardağı süt (120 ml)
1 yumurta veya 1 kibrit kutusu kadar peynir
1 tatlı kaşığı tereyağı
1-2 tatlı kaşığı reçel / bal / pekmez / fındık ezmesi (sadece 1 tanesi)
2-3 adet zeytin (çekirdeği çıkartılmış)
1 ince dilim ekmek
Birkaç dilim domates veya mandalina
Öğle
2-3 yemek kaşığı kıymalı sebze
1-2 yemek kaşığı pilav
2 yemek kaşığı yoğurt
İkindi
1 kase yoğurt (150 ml)
1 küçük meyve ya da 2-3 adet bisküvi
Akşam
1 adet ızgara köfte
1 kase yayla çorbası ya da yarım dilim ekmek
Gece
Anne sütü ya da mama, inek sütü

Beslenme bir alışkanlıktır. Bu yüzden doğru beslenme alışkanlıklarını oluşturmak çok önemlidir. Bu yaşlarda sağlayacağımız sağlıklı beslenme alışkanlığı, ileri yaşlarda oluşabilecek bir çok hastalığı önleyebilir. Doğru beslenme alışkanlıkları verebilmek için biz ebeveynlerin de model oluşturması çok önemlidir. Son zamanlarda obezite sıklığındaki artış beslenme alışkanlıklarımıza daha dikkatli bakmamız gerektiğini gösterir. Ülkemizde yapılan bir çalışmada Edirne’de kız ve erkek adölesanlarda obezite sıklığı sırasıyla, % 2.1 / 1.6, İstanbul’da % 14.7 / 18.7, Ankara’da % 3.7 / 1.9 olarak tesbit edilmiştir. Obezite, kalp-damar, metabolik, ortopedik ve psikiyatrik hastalıklara zemin hazırlamaktadır. Obeziteyi oluşmadan önlemek amacımız olmalıdır. Çocuğumuzun bıya göre uygun kilosunu bilerek diyetini düzenlemeliyiz. Çocukları fast – food ve abur cuburdan uzak tutmalıyız. Bilgisayar ve televizyon oyunları 1 saat ile sınırlandırılıp, fiziksel aktiviteyi artırmalıyız. Düzenli olarak boy ve kilo ölçümleri yaparak kontrolleri sürdürmeliyiz.

Tuz Tüketimleri Kısıtlanmalı

Aşırı çay, kahve, kola tüketimi kansızlık, demir ve kalsiyum emiliminde azalmaya sebep olduğundan bu yaş grubu çocuklarda kafeinli içecekler diyetten çıkarılmalıdır.

Çalışan bir anneyseniz akşam birlikte oturulan yemek sofrasında sıkılmadan gerekirse defalarca çocuğunuzun sağlıklı beslenme bilinci kazanması için okulda tüketmemesi gereken besinlerden ve sağlığa faydalı besinlerden bahsetmeniz gerekmektedir.

Çocuğunuz kilolu ya da aşırı zayıf ise yahut beslenmeyle ilgili ciddi problemleri varsa mutlaka bir beslenme uzmanına danışmalı ve yardım istemelisiniz.

Tebeşirler Çocuk Sağlığı İçin Tehlikeli

Tozsuz bile olsa tebeşir kullanımı alerji ve astımı tetikleyebilir..

Elleri ve sınıfı temiz tutmak için öğretmen ve okul yönetiminin tercih ettiği tozsuz tebeşirin süt alerjisi olan çocuklarda astım ve başka alerji riskini artırabileceği belirlendi.

“Annals of Allergy, Asthma & Immunology” dergisinde yayımlanan araştırmada, tozsuz tebeşir yapımında süt proteinlerinden kazeinin kullanıldığı belirtildi.

Süt alerjisi olan çocukların bu tebeşir parçacıklarını solumasının astım ve solunum yolu alerjileri riskini artırabileceği vurgulandı.

Araştırmaya imza atanlardan Carlos H. Larramendi, tozsuz tebeşirlerin de havaya küçük parçacıklar yaydığını, bunları soluyan süt alerjisi olan çocuklarda öksürük, nefes kesilmesi ve hırıltı belirtilerine rastlandığını ifade etti.
Bu arada süt proteinlerinin tutkal, kağıt, mürekkep ve beslenme çantalarında bulunduğu belirtildi.

Süt alerjisi olan çocukların, daha az parçacığa maruz kalmaları için sınıfın arka sırasında oturmasını tavsiye eden araştırmacılar, öğretmenlerin de bu çocukların sağlığını tehdit edebilecek sınıftaki tüm yiyecekler ve diğer tetikleyiciler konusunda bilgilendirilmesi gerektiğine dikkati çekti.

Ufak Parçalı Yiyecekleri Çocuklara Vermeyin

Kuru yemiş, şekerleme ve benzeri yapışan ve soluk borusuna kaçabilecek yiyeceklerden onları uzak tutun.

Prof. Dr. Sema Aydoğdu, küçük yaştaki çocukların, soluk borusuna kaçma riski yüksek olan sert şekerleme ile kuru yemişleri tüketmemesi gerektiğini belirterek, “Soluk borusuna şeker kaçması ya da akciğere kuru yemiş parçalarının yapışması, ölümcül hasarlara yol açıyor” dedi.

Sema Aydoğdu, çocuklarda organ gelişiminin sürdüğü 6 yaş öncesi dönemde, beslenme sırasında aspirasyon (sıvı ya da katı gıdaların solunum yolu ile akciğerlere kaçması) riskinin oldukça yüksek olduğunu söyledi.

Kuru yemişler ile sert şekerlerin, en fazla aspirasyon riski taşıyan gıdalar arasında bulunduğuna dikkati çeken Aydoğdu, “Çocuğun yaşı küçüldükçe solunum yolunun çapı daralıyor. Soluk borusuna kaçan çerez ya da sert şeker ani solunum tıkanıklığa ve beyinde kalıcı hasara yol açar” dedi.

Çocuklarda şeker ile kuru yemiş kaynaklı solunum sıkıntıları ile sıklıkla karşılaştıklarını vurgulayan Aydoğdu, şöyle konuştu:

“6 yaşın altındaki çocuklar, soluk borusuna kaçma riski yüksek olan sert şekerleme ve kuru yemişleri tüketmemeli. Tüm kuru yemişler ile sert şekerler, 6 yaşın altındaki çocuklar için risktir. Çünkü çocuklar, bu gıdaları erişkinler kadar iyi çiğneyemez. Beynin, 6-7 yaşa kadar devam eden bir gelişim süreci var. Bu süreçte çocukların beyni oksijensizliğe son derece duyarlıdır ve ağır hasarlar bırakabilir. Kuru yemişlerin de sert oldukları için küçük parçalar halinde solunum yoluna gidip akciğere dağılması en korktuğumuz tablodur. Bitkisel gıdalar olan kuru yemişler, küçük parçalar halinde en dar bronşlara kadar gidebilir. Bu nedenle de bitkisel artıklar tamamını ciğerlerden temizlemek mümkün olmayabiliyor. Bu maddelerin akciğerlerde kalmasına vücut reaksiyon gösteriyor, akciğerin yapısı bozuluyor. Akciğer sağlığı beyin gelişimi açısından çok önemli olduğu için ebeveynler çok dikkatli olmalı. Soluk borusuna şeker kaçması ya da akciğere kuru yemiş parçalarının yapışması, ölümcül hasarlara yol açıyor.”

“EVDEKİ ŞEKERLİKLER KALDIRILMALI”

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Gastroenterolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Aydoğdu, ebeveynlerin, beslenme alışkanlıkları ile örnek oldukları çocuklarının yanında tükettikleri gıdalara dikkat etmesi gerektiğini anlattı.

Çocukların, akciğerlerine kaçabilecek maddelerden uzak tutulması gerektiğini işaret eden Aydoğdu, şunları kaydetti:

“Sert şekerler ve çerezlerin çocukların yanında yenilmemesi, çocukların bunu görmemesi lazım. Evdeki şekerliklerin içi boşaltılmalı. Bebeklerin olduğu evlerde bu gıdaların tüketilmemesi lazım. İnsanlara çok düşük bir olasılık gibi gelebilir ancak ama karşılaştığımız zaman hasarı çok ağır. Uyarılarımıza rağmen halen sıklıkla karşılaşıyoruz. Ailelerin yaşadığı paniği görmek çok üzücü oluyor çünkü kalıcı hasara yol açıyor. Aile fark etmeyebiliyor ancak vücudun yabancı maddeye gösterdiği reaksiyon nedeniyle sıklıkla enfeksiyonlar yaşanıyor. Çocukları kendimizin küçülmüş şekli gibi algılamaktan vazgeçmemiz lazım çünkü çocuklar fonksiyonel olarak yetişkinlerden bizden farklı bir sistem içindeler. Bu yüzden onların korunması, koruyucu önlem alınması çok önemli.”

Prof. Dr. Sema Aydoğdu, bebek beslenmesinde önemli role sahip cevizin, mutlaka çok iyi öğütülüp mamalarla karıştırıldıktan sonra çocuklara verilmesi gerektiğini, bitkisel yağlar grubunda yer alan kuru yemişlerin tüketimini 6 yaşından itibaren önerdiklerini sözlerine ekledi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir